
Cyphostemma
- Aile Ağacı
- Bilimsel İsmi
- Cyphostemma
- Familya
- Vitaceae
- Çiçek Renkleri
- Yeşil, Beyaz
- Karşılaşılabilirlik
- Nadir
Cyphostemma, Vitaceae familyasında yer alan ve gelişim biçimi bakımından oldukça geniş çeşitlilik gösteren çok yıllık bitkilerden oluşan bir cinstir. Cins içinde toprak altında yumrulu depo organı geliştiren geofitler, belirgin biçimde kalınlaşan gövdeye sahip kaudeksli sukulentler, sürünücü otsu türler ve desteklere tutunarak ilerleyen sarılıcılar bulunur. Doğal yayılış alanı Afrika’nın tropikal ve güney kesimlerinden Madagaskar, Arap Yarımadası, Güney Asya ve Hindiçin’e kadar uzanır. Bu geniş coğrafi dağılım nedeniyle Cyphostemma bakımı türün doğal ortamına ve büyüme biçimine göre düzenlenmelidir.
Kaudeksin büyüklüğü ve biçimi türe göre değişir. Gövde küresel, şişe biçimli, basık, silindirik veya düzensiz olabilir. Bazı türlerde yüzey gri ya da kahverengiyken özellikle kurak bölge kökenli örneklerde beyaz, krem veya sarımsı renkli ince bir kabuk tabakası bulunabilir. Bu kabuk zamanla kâğıdı andıran parçalar hâlinde ayrılabilir. Sert ve kuru kabuk dökülmesi doğal bir özellik olabilir. Kabuk parçalarının zorla çekilmesi, alttaki canlı dokunun zarar görmesine neden olabileceği için uygun değildir.
Sağlıklı kaudeks ve kalın gövde dokusu sıkı olmalıdır. Dinlenme döneminde sınırlı bir büzülme görülebilir; ancak gövde tabanında koyulaşma, ıslak görünüm, kötü koku veya kolayca çöken yumuşak alanlar kök bölgesindeki fazla suyla ilişkili olabilir. Kalın gövdenin su depolaması bitkinin sık sulanması gerektiği anlamına gelmez. Aksine, depo dokularına sahip Cyphostemma türlerinde uzun süre ıslak kalan toprak önemli bir risk oluşturur.
Cyphostemma yaprakları türler arasında belirgin biçimde farklılaşır. Bazı türler büyük ve tek parçalı yapraklar geliştirirken bazıları üç, beş, yedi veya daha fazla yaprakçıktan oluşan bileşik yapraklara sahiptir. Yaprakçıklar elsi veya parmak biçiminde bir düzen oluşturabilir. Yuvarlak, yumurtamsı, ters yumurtamsı, mızraksı ya da derin parçalı yaprak biçimleri görülebilir. Kenarlar çoğunlukla dişli, dalgalı veya lobludur.
Kurak bölge kökenli türlerin yaprakları genellikle etli, kalın veya tüylü yapıdadır. Yaprak yüzeyi parlak yeşil, gri-yeşil, maviye çalan yeşil ya da mat tonlarda olabilir. Beyazımsı tüyler ve mumsu yüzey tabakası, güçlü ışık ile kuraklık koşullarında su kaybının sınırlandırılmasına yardımcı olur. Yeni yapraklarda kırmızı, bordo veya bronz renklenmeler görülebilir. Yapraklar geliştikçe bu renkler yeşil tonlara dönebilir.
Birçok kaudeksli Cyphostemma türü yaprak dökerek dinlenmeye geçer. Yaprakların sararması, yeni sürgün oluşumunun durması ve mevcut yaprakların kademeli biçimde dökülmesi mevsimsel gelişim döngüsünün bir parçası olabilir. Gövde ve kök tabanı sertliğini koruyorsa yaprak kaybı doğrudan bir bakım problemi olarak değerlendirilmemelidir. Bununla birlikte aktif büyüme sırasında yaprakların hızla yumuşaması, kararması veya dökülmesi sulama, sıcaklık ve kök sağlığı açısından incelenmelidir.
Cyphostemma bakımı için ışık düzeyi, yetiştirilen türün doğal ortamına göre belirlenmelidir. Kurak çalılık ve çöl bölgelerinden gelen kaudeksli türler yüksek aydınlık ister ve doğrudan güneşe uyum sağlayabilir. Sabah güneşi veya öğleden sonraki daha düşük şiddetli güneş, gövde ve yaprak gelişimini destekler. Yeterli ışık alan bitkilerde sürgünler daha kısa, yapraklar daha kalın ve gövde gelişimi daha dengeli olur.
Uzun süre gölgede veya kapalı ortamda yetiştirilen bir Cyphostemma doğrudan yoğun güneşe aniden çıkarılmamalıdır. Güneşlenme süresi birkaç hafta içinde kademeli olarak artırılmalıdır. Ani geçişler özellikle yeni yapraklarda soluk renkli, sarı veya kahverengi kuru alanlar oluşturabilir. Cam arkasından gelen yoğun öğle güneşi de yaprak ve gövde sıcaklığını kısa sürede yükseltebilir.
İç mekânda yetiştirilen bitki geniş ve aydınlık bir pencereye yakın tutulmalıdır. Pencereden uzak noktalardaki genel oda ışığı, özellikle kaudeksli türlerin uzun vadeli gelişimi için yeterli değildir. Işık azaldığında sürgünler incelerek uzayabilir, yaprak sapları büyüyebilir ve yaprakçıklar normalden küçük gelişebilir. Saksı belirli aralıklarla çevrilerek büyümenin tek yöne yoğunlaşması azaltılabilir.
Cins içinde nemli tropikal ormanlarda yetişen sarılıcı türler de bulunur. Bu bitkiler, kurak bölge kaudeksleri kadar yoğun ve kesintisiz güneşe ihtiyaç duymayabilir. Güçlü fakat filtrelenmiş ışık ve daha düzenli toprak nemi bu gruba daha uygun olabilir. Bitkinin kaudeks oluşturmaması veya yıl boyunca yapraklı kalması durumunda bakım koşulları yalnızca kurak bölge türlerine göre düzenlenmemelidir.
Cyphostemma toprağı gevşek, hava geçirgen ve fazla suyu uzaklaştırabilecek yapıda olmalıdır. Kaudeksli ve sukulent türler için kaktüs ve sukulentlere uygun karışımlar kullanılabilir. Ponza, lav kırığı, iri perlit veya benzeri mineral malzemeler karışımın sıkışmasını önler ve köklere ulaşan hava miktarını artırır. Yüksek miktarda ince torf içeren ve sulamadan sonra uzun süre ıslak kalan topraklar uygun değildir.
Karışımın tamamen mineral olması zorunlu değildir. Yapraklı büyüme döneminde uzun sürgünler ve geniş yapraklar geliştiren Cyphostemma türleri, sınırlı miktarda su ve besin tutabilen organik bölüme ihtiyaç duyar. Organik madde ile mineral drenaj malzemeleri dengeli kullanılmalıdır. Toprak kuruduğunda sertleşerek suyu reddetmemeli, sulama sırasında su kök topunun tamamına ulaşabilmelidir.
Sulama sabit gün aralıklarına göre yapılmamalıdır. Bitkinin yapraklı olup olmadığı, yeni sürgün geliştirip geliştirmediği, ortam sıcaklığı, saksı büyüklüğü ve toprağın kuruma süresi birlikte değerlendirilmelidir. Aktif büyüme döneminde karışımın büyük bölümü kuruduktan sonra sulama yapılabilir. Yalnızca yüzeyin kuru görünmesi yeterli değildir; saksının orta ve alt katmanları da kontrol edilmelidir.
Su verildiğinde toprağın tamamı ıslatılmalı ve fazlasının drenaj deliklerinden çıkmasına izin verilmelidir. Saksı tabağında biriken su bekletilmemelidir. Sık aralıklarla az miktarda su vermek, toprağın bazı bölümlerini sürekli nemli bırakırken diğer kısımların kuru kalmasına neden olabilir. Toprak yeterince kuruduktan sonra kapsamlı sulama yapılması daha dengeli bir kök gelişimini destekler.
Yapraklı ve aktif büyüyen Cyphostemma türleri uzun süre tamamen susuz bırakılmamalıdır. Büyük yaprak yüzeyi su tüketimini artırır. Yaprakların gevşemesi, kenarlarının içe kıvrılması veya yeni sürgünlerin büyümeyi durdurması su ihtiyacını gösterebilir. Buna rağmen sulama yapılmadan önce toprağın nemi kontrol edilmelidir. Toprak hâlâ ıslakken yapraklar gevşiyorsa kökler fazla nem nedeniyle görevini yerine getiremiyor olabilir.
Yapraklar sararmaya ve dökülmeye başladığında sulama aralıkları kademeli biçimde uzatılmalıdır. Yapraklarını tamamen kaybetmiş ve gelişimi durmuş kurak bölge türleri, özellikle serin koşullarda kuruya yakın tutulmalıdır. Köklerin uzun süre ıslak bırakılması, yapraksız dönemde kaudeks kaybına neden olabilir. Dinlenme dönemindeki hafif gövde büzülmesi her zaman yoğun sulama gerektirmez.
Bazı türler sıcak ve güçlü ışık alan ortamlarda yapraklarını daha uzun süre koruyabilir. Bu durumda bitki tamamen susuz bırakılmamalı, ancak aktif yaz dönemine göre daha seyrek sulanmalıdır. Sulama kararında yalnızca mevsim değil, bitkinin fiilî gelişim durumu dikkate alınmalıdır. Nemli tropikal kökenli sarılıcı türlerde ise toprağın haftalarca tamamen kuru tutulması uygun olmayabilir.
Cyphostemma saksısının tabanında geniş ve açık drenaj delikleri bulunmalıdır. Kök hacminden çok daha büyük kaplarda kullanılan fazla toprak geç kurur ve kök çevresindeki nem süresini uzatır. Saksı, köklerin gelişmesine yeterli alan sağlamalı ancak gereksiz miktarda karışım içermemelidir. Kalın gövdeli türlerde devrilmeyi önlemek için tabanı geniş ve dengeli bir kap kullanılabilir.
Yumrulu kök veya kaudeks geliştiren genç bitkilerin depo organı erken dönemde tamamen toprak üzerine çıkarılmamalıdır. Doğal olarak toprak altında gelişen dokuların bir anda açığa alınması besleyici köklerin kurumasına ve büyümenin yavaşlamasına neden olabilir. Kaudeks yaşla birlikte kademeli biçimde görünür hâle getirilebilir. Bitki her saksı değişiminde yükseltilmemeli ve sağlam kökler gereksiz yere kesilmemelidir.
Saksı değişimi kökler kabı doldurduğunda, toprak geçirgenliğini kaybettiğinde veya karışım sulamadan sonra normalden uzun süre ıslak kaldığında yapılabilir. İşlem için yeni büyümenin başlayacağı sıcak dönem tercih edilebilir. Eski toprak köklerden sert biçimde çekilmemeli, kolay ayrılan kısımlar dikkatlice temizlenmelidir. Kökleri zedelenen bitkiye hemen yoğun miktarda su verilmemelidir.
Sarılıcı Cyphostemma türleri sülükler veya uzayan gövdeleri yardımıyla çevredeki yapılara tutunabilir. Bu bitkilere halka, kafes veya çubuk biçiminde destek sağlanabilir. Sürünücü ya da sarkıcı türlerde gövdelerin sıkışmadan gelişebileceği alan bırakılmalıdır. Kuruyan mevsimlik sürgünler tamamen cansız hâle geldikten sonra temiz bir kesiciyle alınabilir.
Kurak bölge kökenli Cyphostemma türleri sıcak dönemde aktif gelişim gösterir ve çoğunlukla dona karşı hassastır. Düşük sıcaklık ile ıslak toprağın birlikte devam etmesi kök ve kaudeks kaybı riskini artırır. Serin dönemde bitki korunaklı bir alana alınmalı ve sulama azaltılmalıdır. Saksıdaki kökler, açık toprakta gelişen köklere göre sıcaklık değişimlerinden daha hızlı etkilenir.
İç mekânda bitki soğuk pencere camına temas ettirilmemeli, doğrudan klima veya ısıtıcı akımının karşısına yerleştirilmemelidir. Sürekli sıcak hava yapraklardan hızlı su kaybına yol açabilir. Havasız ortam ise toprağın kuruma süresini uzatabilir. Sert olmayan düzenli hava hareketi bitkinin gelişimi için yeterlidir.
Kaudeksli Cyphostemma türleri yüksek hava nemine ihtiyaç duymaz. Yaprak ve gövdelere rutin olarak su püskürtülmesi gerekli değildir. Tüylü veya yoğun yapraklı türlerde yüzeyde kalan su geç kuruyabilir. Sulama doğrudan toprağa yapılmalı, kaudeksin üstü ve gövde birleşimleri uzun süre ıslak bırakılmamalıdır.
Gübreleme yalnızca büyüme döneminde ve düşük dozda yapılmalıdır. Kaktüs ve sukulentlere uygun dengeli bir besin seyreltilerek kullanılabilir. Yüksek azot oranı sürgünlerin hızlı fakat zayıf uzamasına ve yaprak dokusunun gereğinden fazla yumuşamasına neden olabilir. Yapraklarını kaybetmiş, kök sorunu yaşayan veya yeni saksıya alınmış bitkilere gübre verilmemelidir.
Cyphostemma çoğunlukla tohumla çoğaltılır. Tohumdan gelişen kaudeksli türler, karakteristik gövde ve yumrulu kök yapılarını daha doğal biçimde oluşturabilir. Tohum kabuğu sert olduğu için çimlenme yavaş ve düzensiz gerçekleşebilir. Ekim için temiz, hava geçirgen ve suyu biriktirmeyen bir karışım kullanılmalıdır. Çimlenme süresince ortam tamamen kurutulmamalı, ancak sürekli ıslak da bırakılmamalıdır.
Genç fideler doğrudan yoğun öğle güneşine çıkarılmamalıdır. Yapraklar ve gövde güçlendikçe ışık miktarı aşamalı olarak artırılabilir. Fidelerin küçük kök sistemi gereğinden büyük saksılarda fazla neme maruz kalabilir. Kap ölçüsü kök gelişimine paralel biçimde artırılmalıdır. Genç kaudeksin hızlı büyümesi amacıyla aşırı sulama veya yoğun gübreleme yapılmamalıdır.
Bazı Cyphostemma türleri gövde çeliğiyle de çoğaltılabilir. Sağlıklı bir sürgünün kesik yüzeyi köklendirme ortamına yerleştirilmeden önce kurutulmalıdır. Mineral oranı yüksek bir karışım kullanılmalı ve kökler oluşmadan yoğun sulama yapılmamalıdır. Çelikten yetiştirilen bitkilerin kaudeks biçimi, tohumdan gelişen örneklerden farklı veya daha az belirgin olabilir.
Cyphostemma çiçekleri çoğunlukla yaprakların karşısında ya da yaprak koltuklarında oluşan dallanmış çiçek kurulları üzerinde gelişir. Çiçekler genellikle küçük ve dört parçalıdır. Sarımsı yeşil, krem, beyaz, pembe, kırmızı veya bordo tonları görülebilir. Tomurcuklar silindirik ya da şişe biçiminde olabilir. Taç yapraklar açılma sırasında geriye doğru kıvrılabilir ve bazı türlerde kısa süre sonra dökülebilir.














