Cyphostemma adenocaule

Cyphostemma adenocaule

Aile Ağacı
Bilimsel İsmi
Cyphostemma adenocaule (Steud. ex A.Rich.) Desc. ex Wild & R.B.Drumm.
Diğer İsimleri
Cissus loandensis, Cissus serjanioides, Cyphostemma serjanioides, Cissus adenocaulis eglandulosa, Cissus adenocaulis eglanduloso-pubescens, Cyphostemma adenocaule eglandulosum, Cyphostemma pubescens eglanduloso-pubescens, Cyphostemma adenocaule pubescens, Cyphostemma adenocaulis chiovendae, Cissus adenocaulis pubescens, Cissus adenocaulis, Vitis adenocaulis
Familya
Vitaceae
Çiçek Renkleri
Yeşil, Sarı
Kökeni
Angola
Karşılaşılabilirlik
Bazı Yerel Bölgelerde Yaygın
Hakkında

Cyphostemma adenocaule, Vitaceae familyasında yer alan, toprak altında veya toprak yüzeyine yakın bölümde kalınlaşan yumrulu bir kök gövde geliştiren çok yıllık bitki türüdür. Batı tropikal Afrika’dan Eritre’ye ve Angola’ya kadar uzanan geniş bir doğal yayılışa sahiptir. Mevsimsel olarak kurak tropikal bölgelerde yetişen tür; savanlarda, çalılıklarda, orman açıklıklarında, otlaklarda, kayalık alanlarda ve nehir kıyılarındaki kumlu topraklarda görülebilir. Değişken yaşam alanları, bitkinin hem büyüme dönemindeki düzenli suya hem de dönemsel kuraklığa uyum sağlayabilen bir gelişim düzenine sahip olduğunu gösterir.

Bitkinin kalıcı bölümü, su ve besin depolayabilen yumrulu kök gövdesidir. Kaudeks olarak adlandırılan bu yapı uygun koşullarda yaklaşık 20 santimetre çapa ulaşabilir. Toprak üstündeki ince sürgünler ise çoğunlukla mevsimliktir. Büyüme döneminin başlamasıyla kaudeksten yeni gövdeler çıkar; sıcaklık, ışık veya nem azaldığında sürgünlerin bir bölümü gerileyebilir. Yaprakların dökülmesi ve ince gövdelerin kuruması, kök gövde sağlıklı kaldığı sürece bitkinin tamamen kaybedildiği anlamına gelmez.

Cyphostemma adenocaule gövdeleri ince, otsu ve hafif etli yapıdadır. Sürgünler yerde ilerleyebilir, çevredeki bitkilere yaslanabilir veya dallanmış sülükler yardımıyla desteklere tutunarak yükselebilir. Uygun koşullarda birkaç metre uzunluğa ulaşabilen gövdeler kendi ağırlığını taşıyacak kadar sert değildir. Saksıda yetiştirilen bitkiye ince bir kafes, çubuk veya halka biçiminde destek sağlanması sürgünlerin kontrollü ilerlemesine yardımcı olur. Desteksiz bırakılan gövdeler saksı çevresinde birbirine dolanabilir.

Türün gövde yüzeyi tamamen tüysüz olabileceği gibi kısa tüylerle veya salgı bezli tüylerle kaplı da olabilir. Cyphostemma adenocaule oldukça değişken bir türdür. Aynı türe ait bitkilerde sürgünlerin tüylülüğü, salgı bezlerinin yoğunluğu ve yaprak parçalarının sayısı farklılık gösterebilir. Güncel sınıflandırmada ana alt türün yanında Orta Tanzanya’ya özgü Cyphostemma adenocaule subsp. pulverulentum da kabul edilmektedir.

Cyphostemma adenocaule yaprakları gövde üzerinde almaşık biçimde sıralanır. Bir yaprak çoğunlukla elsi düzen gösteren beş veya yedi yaprakçıktan oluşur; bazı örneklerde yaprakçık sayısı daha fazla olabilir. Yaprakçıklar eliptik, yumurtamsı veya geniş yumurtamsı biçimde gelişebilir. Uç bölümleri sivri, kenarları ise belirgin şekilde dişlidir. Orta yaprakçıklar genellikle yanlardakilerden daha büyüktür. Yaprak dokusu hafif etli olsa da kalın bir sukulent yaprağı kadar yoğun değildir.

Yaprak saplarının karşısında gelişen ince ve dallanmış sülükler, bitkinin yakınındaki desteklere tutunmasını sağlar. Bu yapı, Cyphostemma adenocaule bitkisinin dik gelişen bir çalıdan çok sarılıcı veya tırmanıcı bir geofit olduğunu gösterir. Saksı içinde destek kullanılmadığında sülükler kendi gövdelerine tutunabilir ve sürgünlerin birbirine sıkıca dolanmasına neden olabilir. Kuruyan veya işlevini kaybeden sülükler temiz bir kesiciyle alınabilir.

Cyphostemma adenocaule bakımı için güçlü aydınlık sağlayan bir konum tercih edilmelidir. Yapraklı büyüme döneminde bitki birkaç saat doğrudan güneşten yararlanabilir. Sabah güneşi veya günün ilerleyen saatlerindeki daha hafif güneş, yaprakların sık ve dengeli gelişmesini destekler. Yoğun yaz güneşine alışmamış bir bitkinin aniden uzun süre doğrudan ışığa çıkarılması yapraklarda açık renkli yanık alanları oluşturabilir. Güneşlenme süresi birkaç aşamada artırılmalıdır.

İç mekânda yetiştirilen Cyphostemma adenocaule pencereye yakın tutulmalıdır. Pencereden uzak, yalnızca genel oda ışığı alan konumlarda sürgünler gereğinden fazla uzayabilir. Yaprakçıklar küçülebilir, gövde aralıkları açılabilir ve yeni gelişim daha zayıf hâle gelebilir. Bitkinin sürgünleri tek bir ışık kaynağına yöneliyorsa saksı belirli aralıklarla çevrilebilir. Aktif büyüme başlamışken konumun sürekli değiştirilmesi ise sürgün gelişiminde düzensizliğe neden olabilir.

Kaudeks ve kök bölgesi, özellikle sıcak yaz günlerinde aşırı ısınmadan korunmalıdır. Yaprakların güneş alması yararlı olsa da koyu renkli saksıların ve açıkta kalan kök gövdenin uzun süre yakıcı güneşe maruz kalması dokularda sıcaklık stresine yol açabilir. Bitki saksıda yetiştirildiğinde kök bölümünün serin kalmasını sağlayan, ancak toprağın kurumasını engellemeyen bir konum belirlenmelidir.

Cyphostemma adenocaule toprağı hem geçirgen hem de büyüme dönemindeki kök gelişimini destekleyecek yapıda olmalıdır. Kaktüs ve sukulentler için hazırlanmış kaliteli bir karışım kullanılabilir. Toprağa ponza, lav kırığı veya iri perlit eklenmesi suyun kök çevresinden daha hızlı uzaklaşmasını sağlar. Tamamen ince torftan oluşan karışımlar sulama sonrasında uzun süre ıslak kalabileceği için uygun değildir.

Karışımın yalnızca hızlı kuruması değil, köklere hava ulaştırması da önemlidir. Kaudeksli bitkilerde sürekli ıslaklık kök dokularının yumuşamasına yol açabilir. Bununla birlikte Cyphostemma adenocaule aktif olarak yaprak ve uzun sürgünler oluştururken tamamen kuru koşullarda tutulmamalıdır. Toprak, fazla suyu biriktirmeden bitkinin gelişim sırasında kullanabileceği ölçüde nem sağlayabilmelidir.

Sulama düzeni bitkinin büyüme durumuna göre değiştirilmelidir. Yeni yapraklar ve sürgünler gelişirken, saksı karışımının büyük bölümü kuruduğunda sulama yapılabilir. Toprağın yalnızca üst yüzeyine bakmak yeterli değildir. Orta ve alt katmanlarda nem devam ediyorsa sulama ertelenmelidir. Kök bölgesi kuruduğunda su, toprağın tamamına ulaşacak şekilde verilmelidir.

Sulama sırasında fazla suyun saksı tabanındaki deliklerden akmasına izin verilmelidir. Saksı tabağında kalan su bekletilmemelidir. Her gün veya birkaç günde bir az miktarda su vermek, toprağın bazı bölümlerini sürekli nemli bırakırken diğer bölümlerin kuru kalmasına neden olabilir. Daha dengeli kök gelişimi için karışım kuruduktan sonra kapsamlı sulama uygulanmalıdır.

Yapraklı dönemde bitkinin su tüketimi belirgin biçimde artabilir. Uzayan gövdeler ve geniş yaprak yüzeyleri, kaudekste depolanan suyun daha hızlı kullanılmasına neden olur. Toprak tamamen kuruduktan sonra uzun süre susuz bırakılan bitkide yapraklar gevşeyebilir ve sürgün uçları gelişimini durdurabilir. Buna karşılık toprak sürekli ıslak tutulursa kaudeks ile köklerde yumuşama riski yükselir. Sulama miktarı bu iki durum arasında dengelenmelidir.

Sonbaharda yapraklar sararmaya ve sürgün gelişimi yavaşlamaya başladığında su miktarı azaltılmalıdır. Yapraklarını kaybetmiş veya büyümesi tamamen durmuş bir Cyphostemma adenocaule, aktif dönemdeki sıklıkta sulanmamalıdır. Dinlenme döneminde toprak çoğunlukla kuru tutulmalı, kaudeksin uzun süre ıslak karışım içinde kalması önlenmelidir. Yaprak bulunmadığı hâlde sık sulama yapılması kök kaybının başlıca nedenlerinden biridir.

Dinlenme döneminde kaudekste hafif bir hacim azalması görülebilir. Bu durum her zaman acil sulama gerektiğini göstermez. Toprak nemli olduğu hâlde kaudeks yumuşamışsa yeniden su verilmemelidir. Kök sistemi kontrol edilmeli; koyulaşmış, yumuşamış veya içi boşalmış bölümler temizlenmelidir. Sağlıklı kaudeks dokusu sert ve sıkı yapısını korur.

Cyphostemma adenocaule için tabanında geniş drenaj delikleri bulunan bir saksı kullanılmalıdır. Kök gövdeden çok daha büyük bir kap seçilmesi, kullanılmayan toprak miktarını ve kuruma süresini artırır. Saksı kaudeksin gelişmesine yeterli alan sağlamalı, ancak kök hacmini aşırı derecede geçmemelidir. Uzun sarılıcı sürgünlerin ağırlığı nedeniyle devrilmeye karşı dengeli bir kap tercih edilmelidir.

Genç bitkilerde yumrulu kök gövdenin önemli bölümü toprak içinde gelişebilir. Kaudeksin erken dönemde tamamen açığa çıkarılması, ince köklerin kurumasına ve büyümenin yavaşlamasına neden olabilir. Saksı değişimleri sırasında kök gövde kademeli olarak konumlandırılmalı, sağlam kökler gereksiz yere kesilmemelidir. Kök yapısı zarar gören bitki hemen yoğun biçimde sulanmamalıdır.

Saksı değişimi toprağın fiziksel yapısı bozulduğunda, kökler drenaj deliklerinden çıktığında veya saksı kaudeks için yetersiz kaldığında yapılabilir. İşlem için aktif gelişimin başlayacağı sıcak dönem uygundur. Eski toprak köklerden sert biçimde çekilmemeli, gevşek bölümler dikkatlice ayrılmalıdır. Kesilmesi gereken köklerde temiz ve steril bir alet kullanılmalıdır.

Cyphostemma adenocaule sıcak koşullarda büyüme gösterir ve dona karşı korunmalıdır. Saksıda yetiştirilen bitkinin kök sistemi açık topraktaki örneklere göre soğuk değişimlerinden daha hızlı etkilenir. Serin dönemde bitki kuruya yakın tutulmalı, düşük sıcaklık ile ıslak toprağın aynı anda devam etmesine izin verilmemelidir. Sıcaklığın belirgin biçimde düşeceği dönemlerde saksı korunaklı bir alana alınmalıdır.

Bitki yüksek hava nemine ihtiyaç duymaz. Yaprak ve gövdelere düzenli su püskürtülmesi gerekli değildir. Özellikle sürgünlerin birbirine dolandığı alanlarda kalan su geç kuruyabilir. Sulama doğrudan toprak yüzeyine uygulanmalıdır. Kapalı alanda hafif hava hareketi sağlanmalı; bitki klima, kalorifer veya sert hava akımının hemen karşısına yerleştirilmemelidir.

Gübreleme yalnızca büyüme döneminde ve düşük dozda yapılmalıdır. Kaktüs ve sukulentler için hazırlanmış dengeli bir besin seyreltilerek kullanılabilir. Yaprak ve sürgün gelişimini hızlandırmak amacıyla yüksek miktarda azot verilmesi uygun değildir. Fazla azot gövdelerin hızlı fakat zayıf uzamasına, yaprakların yumuşamasına ve çiçeklenmenin azalmasına neden olabilir.

Bitki yapraksızken, kök sorunu yaşarken veya yeni saksıya alınmışken gübre uygulanmamalıdır. Besin tamamen kuru toprağa verilmemelidir. Yeni hazırlanmış ve besin içeren bir saksı karışımına dikilen bitkide ilk dönemde ek gübrelemeye ihtiyaç duyulmayabilir. Toprak yüzeyinde beyaz tuz birikimi görülürse gübreleme durdurulmalı ve sonraki sulamalarda fazla suyun tamamen süzülmesi sağlanmalıdır.

Cyphostemma adenocaule çoğunlukla tohumla çoğaltılır. Tohumdan yetiştirilen bitkiler daha düzenli ve belirgin bir kaudeks geliştirebilir. Tohum kabuğunun su almasını kolaylaştırmak için ekim öncesinde uygun bir ön işlem gerekebilir. Ekim, suyu biriktirmeyen geçirgen bir karışıma yapılmalıdır. Çimlenme süresince toprak tamamen kurutulmamalı, ancak sürekli ıslak bırakılmamalıdır.

Genç fideler başlangıçta güçlü öğle güneşinden korunmalıdır. İlk yapraklar oluştuktan sonra ışık miktarı aşamalı olarak artırılabilir. Fidelerin kökleri henüz küçük olduğu için büyük saksılara dikilmeleri uygun değildir. Kök hacmine göre büyütülen kaplar, karışımın kuruma süresinin kontrol edilmesini kolaylaştırır.

Gövde çeliğiyle çoğaltma da mümkündür; ancak çelikten elde edilen bitkiler tohumdan yetişen örneklerdeki kadar belirgin ve düzenli bir kaudeks oluşturmayabilir. Çelik için aktif büyüyen, sağlıklı bir sürgün seçilmelidir. Kesik yüzey kısa süre kurutulduktan sonra geçirgen bir köklendirme karışımına yerleştirilebilir. Çelik köklenmeden önce yoğun sulama yapılmamalıdır.

Cyphostemma adenocaule çiçekleri gevşek ve dallanmış çiçek kurulları üzerinde gelişir. Çiçek salkımları çoğunlukla yaprakların karşısında veya sürgünlerin yan bölümlerinde meydana gelir. Tek tek çiçekler küçük, dört parçalı ve çoğunlukla yeşilimsi sarı renktedir. Bazı örneklerde kırmızımsı tonlar da görülebilir. Tomurcuklar silindirik biçimde gelişir ve uç kısımları hafifçe genişleyebilir.

Instagram'da Takip Et
@insukuland