
Hoya campanulata
- Aile Ağacı
- Bilimsel İsmi
- Hoya campanulata Blume
- Diğer İsimleri
- Hoya cystiantha
- Familya
- Apocynaceae
- Çiçek Renkleri
- Sarı, Beyaz, Pembe
- Kökeni
- Güneydoğu Asya
- Karşılaşılabilirlik
- Nadir
Hoya campanulata, Apocynaceae familyasında yer alan Hoya cinsine aittir. Tür adı, çiçeklerin çan (campanula) formunu andırmasından gelmektedir. Doğal yayılış alanı Güneydoğu Asya olup özellikle Borneo, Malezya ve Endonezya’nın nemli tropikal ormanlarında görülür. Doğada çoğunlukla epifitik olarak, ağaç gövdeleri ve dalları üzerinde gelişir. Sarkıcı veya yarı sarılıcı formda yetiştirilebilir. Gövdeler ince, esnek ve uzamaya yatkındır; boğum noktalarından yeni sürgünler oluşturarak zamanla dengeli bir bitki formu meydana getirir. Hoya campanulata’nın yaprakları orta kalınlıkta, etli ve dayanıklı yapıdadır. Yaprak formu eliptik ile oval arasında değişir. Yaprak uçları hafif sivri veya yuvarlak olabilir. Yaprak yüzeyi düzgün, yarı parlak ve ince mumsu bir tabaka ile kaplıdır. Yaprak rengi genellikle orta ile koyu yeşil tonlarındadır ve sağlıklı bireylerde homojen bir görünüm sergiler. Yapraklar gövde üzerinde karşılıklı dizilir. Yeterli ışık koşullarında boğum araları kısa kalır ve bitki kompakt bir yapı kazanır. Düşük ışık seviyelerinde sürgünler uzayabilir ve yaprak dizilimi seyrekleşebilir.
Işık ihtiyacı bakımından Hoya campanulata, parlak fakat doğrudan güneş ışığı almayan ortamları tercih eder. Filtrelenmiş gün ışığı, yaprak gelişiminin dengeli ilerlemesine ve çiçeklenmenin teşvik edilmesine katkı sağlar. Uzun süreli doğrudan güneş ışığı yaprak yüzeyinde yanıklara ve renk bozulmalarına yol açabilir. Yetersiz ışık koşullarında bitkinin gelişimi yavaşlar ve çiçeklenme potansiyeli azalır. İç mekânda yetiştirildiğinde, gün boyunca aydınlık kalan ancak güneşi doğrudan almayan pencere önü konumları uygun kabul edilir. Hoya campanulata’nın kök sistemi epifitik karakter taşır ve hava dolaşımı yüksek, hızlı drene olan ortamlara ihtiyaç duyar. Klasik torf ağırlıklı saksı toprakları tek başına uygun değildir. Orkide kabuğu, ponza, perlit ve sınırlı miktarda organik materyal içeren karışımlar kök sağlığı açısından daha elverişlidir. Bu tür karışımlar, kök çevresinde suyun uzun süre tutulmasını engelleyerek çürüme riskini azaltır. Saksının mutlaka drenaj deliklerine sahip olması gerekir. Uzun süre nemli kalan ağır karışımlar kök dokusunda bozulmalara neden olabilir. Sulama uygulamalarında temel ilke, saksı içindeki karışımın büyük ölçüde kurumasının beklenmesidir. Toprağın yalnızca üst yüzeyi değil, alt katmanları da kontrol edilmelidir. Sürekli nemli kalan kök ortamı kök çürümesi ve mantari hastalıklar için uygun bir zemin oluşturur. Sulama sırasında yaprak ve gövde üzerinde uzun süreli ıslaklık oluşmamasına dikkat edilmelidir. Serin dönemlerde bitkinin su ihtiyacı azalır ve sulama aralıkları uzatılmalıdır.
Hoya campanulata, çiçek yapısı tek tek veya küçük gruplar halinde gelişir. Çiçek formu çan şeklinde olup, yıldız formundan belirgin biçimde ayrılır. Taç yapraklar çoğunlukla açık sarı, krem veya soluk yeşilimsi tonlarda olabilir. Çiçek iç kısmında daha koyu renkli, kahverengimsi veya morumsu detaylar görülebilir. Çiçek yüzeyi mumsu ve hafif parlak yapıdadır. Çiçekler genellikle nektar üretmez veya çok sınırlı miktarda nektar üretir. Çiçeklenme çoğunlukla olgun bitkilerde ve uygun ışık koşullarında gerçekleşir. Çiçek sapları (pedunkul) korunmalıdır; aynı sap üzerinden tekrar çiçeklenme gözlemlenebilir.
Saksı değişimi Hoya campanulata için sık yapılması gereken bir uygulama değildir. Tür, köklerin saksı içinde hafif sıkışık olduğu koşullarda daha dengeli gelişim gösterebilir. Gereğinden büyük saksılar, toprak karışımının uzun süre nemli kalmasına neden olarak kök sorunlarını artırabilir. Çoğaltma işlemi genellikle gövde çeliği ile gerçekleştirilir. En az bir boğum içeren sağlıklı sürgünler seçilir. Çelikler, geçirgen bir ortamda ve kontrollü nem koşullarında köklendirilir. Köklendirme sürecinde aşırı sulamadan kaçınılmalıdır. Ortamın hava alabilir olması kök gelişimini destekler. Gübreleme uygulamaları, bitkinin aktif büyüme dönemleriyle sınırlandırılmalıdır. Dengeli içerikli ve düşük dozlu besinler tercih edilir. Aşırı azotlu gübreler yaprak gelişimini artırırken çiçeklenmeyi olumsuz etkileyebilir. Gübreleme sıklığı düşük tutulmalı ve dinlenme dönemlerinde uygulama yapılmamalıdır.







