Dasylirion wheeleri

Dasylirion wheeleri

Aile Ağacı
Yaygın İsmi
Desert Spoon
Bilimsel İsmi
Dasylirion wheeleri S.Watson ex Rothr.
Familya
Asparagaceae
Çiçek Renkleri
Yeşil
Kökeni
Meksika
Karşılaşılabilirlik
Bazı Yerel Bölgelerde Yaygın
Hakkında

asylirion wheeleri, Asparagaceae familyasında yer alan, sık ve küresele yakın bir yaprak rozeti oluşturan, her dem yeşil ve uzun ömürlü bir bitki türüdür. Desert spoon, common sotol ve Wheeler sotol adlarıyla da bilinir. Doğal yayılışı Amerika Birleşik Devletleri’nin Güney Arizona, New Mexico ve Batı Teksas bölgelerinden Meksika’nın Sonora ile Chihuahua eyaletlerine kadar uzanır. Kurak çalılıklar, açık otlaklar, taşlı yamaçlar ve dağlık bölgelerde yetişmesi; bitkinin güçlü ışığa, düzensiz yağışlara ve suyun kök çevresinden kolayca uzaklaştığı zeminlere uyum sağladığını gösterir. Dasylirion wheeleri bakımı sırasında doğrudan güneş, hava geçirgen toprak ve sulamalar arasında belirgin bir kuruma dönemi sağlanmalıdır.

Genç Dasylirion wheeleri bitkileri, toprağa yakın konumlanan yoğun bir yaprak kümesi şeklinde gelişir. Gövde ilk yıllarda yaprakların altında kaldığı için dışarıdan fark edilmeyebilir. Bitki yaşlandıkça rozetin altındaki gövde kalınlaşır ve yavaşça yükselmeye başlar. Olgun örneklerde tek, sağlam ve odunsu bir gövde meydana gelebilir. Gövde gelişimi oldukça yavaş olduğundan saksıda yetiştirilen bitkilerin uzun süre gövdesiz görünmesi doğal bir durumdur.

Gövde çoğunlukla dallanmadan gelişir; ancak ileri yaşlarda veya çiçeklenme sonrasında yeni büyüme noktaları meydana gelebilir. Yaşlanan dış yapraklar tamamen kuruduktan sonra gövde çevresinde aşağı doğru sarkabilir. Kurumuş yaprakların uzun süre bitki üzerinde kalması gövdenin çevresinde lifli ve yoğun bir tabaka oluşturur. Bu yapraklar temizlenecekse yaprak tabanları zorla çekilmemeli, steril ve keskin bir aletle kontrollü biçimde kesilmelidir. Canlı yaprak dokusuna ve gövde yüzeyine zarar verilmemelidir.

Dasylirion wheeleri yaprakları çok sayıda, dar, uzun ve şerit biçimindedir. Yapraklar rozet merkezinden bütün yönlere doğru yayılarak sık ve yuvarlak bir görünüm oluşturur. Olgun yaprakların uzunluğu yetişme koşullarına bağlı olarak yaklaşık 35–100 santimetre arasında değişebilir. Yaprak tabanı genişleyerek kaşık benzeri bir biçim oluşturur. Türün İngilizcede kullanılan “desert spoon” adı bu geniş yaprak tabanıyla ilişkilidir.

Yaprak rengi yeşil, gri-yeşil veya belirgin biçimde mavi-yeşil olabilir. Yüzey çoğunlukla düzgün, sert ve hafif mumsu görünür. Mavimsi renklenmenin yoğunluğu bitkinin genetik özelliklerine, güneşlenme süresine ve yetiştirildiği ortama göre farklılaşabilir. Yüksek ışık altında oluşan yapraklar daha sıkı, kısa ve sert gelişebilir. Işığın yetersiz olduğu yerlerde ise yapraklar normalden fazla uzayarak gevşeyebilir ve rozetin simetrisi bozulabilir.

Yaprak kenarlarında sarımsı, turuncumsu, kırmızımsı kahverengi veya koyu kahverengi keskin dişler bulunur. Bu dişler kanca biçiminde olabilir ve çoğunlukla yaprak ucuna doğru yönelir. Bununla birlikte aynı yaprak üzerinde farklı yönlere dönmüş kenar dişlerine de rastlanabilir. Yaprakların dar görünmesi kenarlarının zararsız olduğu anlamına gelmez. Bitkinin taşınması, kuruyan yapraklarının kesilmesi veya saksısının değiştirilmesi sırasında kalın eldiven kullanılmalıdır.

Yaprak uçlarında açık renkli, kuru ve ince lif demetleri meydana gelebilir. Bu lifler zamanla püsküllü bir görünüm kazanır ve bitkinin doğal yaprak özelliklerinden birini oluşturur. Yaprak ucundaki sınırlı liflenme veya kuruma bir hastalık belirtisi değildir. Buna karşılık kahverengileşme yaprağın önemli bir bölümüne doğru ilerliyorsa uzun süreli susuzluk, kök kaybı, aşırı gübreleme veya sulama suyundan kaynaklanan tuz birikimi değerlendirilmelidir.

Dasylirion wheeleri yapraklarını yıl boyunca koruyan bir türdür. Dış halkadaki yaşlı yaprakların zaman içinde sararıp kuruması doğal yaprak yenilenmesinin sonucudur. Sağlıklı gelişim sırasında merkezden yeni yapraklar çıkarken en dıştaki eski yapraklar yavaşça canlılığını kaybedebilir. Çok sayıda yaprağın aynı dönemde sararması ise normal yaşlanmadan farklıdır. Böyle bir durumda toprağın nem düzeyi, köklerin durumu, ışık miktarı ve düşük sıcaklık etkisi kontrol edilmelidir.

Dasylirion wheeleri bakımı için doğrudan güneş alan bir konum tercih edilmelidir. Güçlü ışık bitkinin sık, sert ve dengeli bir rozet oluşturmasını sağlar. Güneşe alışmış sağlıklı örnekler günün önemli bir bölümünde doğrudan ışık alabilir. İç mekânda bakım yapılacaksa güneş alan geniş bir pencerenin hemen önü kullanılmalıdır. Pencereden uzak noktalardaki genel oda aydınlığı, uzun vadede doğal yaprak yapısının korunması için yeterli değildir.

Işık yetersiz kaldığında merkezden çıkan yeni yapraklar normalden uzun ve ince gelişebilir. Yaprakların sertliği azalabilir ve rozet ışığın geldiği yöne doğru eğilmeye başlayabilir. Bu durum gübre eksikliğinden çok aydınlatma koşullarıyla ilişkilidir. Saksı yalnızca bir yönden ışık alıyorsa birkaç haftada bir çevrilebilir. Bitkinin yönünün çok sık değiştirilmesine gerek yoktur.

Düşük ışıklı ortamda yetiştirilen Dasylirion wheeleri doğrudan yoğun yaz güneşine bir anda çıkarılmamalıdır. Bitki önce açık havadaki aydınlık gölgeye alınmalı, ardından güneş altında kaldığı süre kademeli biçimde artırılmalıdır. Ani ışık değişimi yapraklarda beyazımsı, soluk sarı veya kuru kahverengi yanık alanlarının oluşmasına neden olabilir. Rozetin merkezindeki genç yapraklar henüz tam olarak sertleşmediği için yoğun güneşe karşı daha hassastır.

Bitki açık havaya çıkarılacaksa kuvvetli rüzgârın rozet üzerindeki etkisi de dikkate alınmalıdır. Uzun yapraklar sert rüzgârda birbirine sürtünebilir veya uç kısımlarından zarar görebilir. Bununla birlikte hafif ve düzenli hava hareketi yaprak diplerindeki suyun kurumasını hızlandırarak taç bölgesindeki nem riskini azaltır. Bitkinin havasız ve sürekli nemli bir köşede tutulması uygun değildir.

Dasylirion wheeleri toprağı köklerin oksijen almasına izin veren, gevşek ve iri taneli bir yapıya sahip olmalıdır. Kaktüs ve sukulentler için üretilen toprak karışımları kullanılabilir. Toprağa ponza, lav kırığı, iri perlit veya yıkanmış iri taneli kum eklenmesi karışımın geçirgenliğini artırır. Sulama sonrasında çamurlaşan ve uzun süre nemli kalan ağır topraklar kök sağlığı açısından uygun değildir.

Karışımın tamamının mineral malzemeden oluşması gerekli değildir. Bitkinin aktif gelişimi sırasında köklerin kullanabileceği sınırlı miktarda nem ve besin tutan organik bir bölüm bulunabilir. Ancak organik içerik toprağın sıkışmasına veya kuruma süresinin aşırı uzamasına neden olmamalıdır. Karışım sulandığında suyu eşit biçimde dağıtmalı, kuruduğunda ise sertleşerek suyu tamamen reddetmemelidir.

Dasylirion wheeleri doğal ortamında farklı toprak türlerinde gelişebilse de saksı koşullarında drenaj daha kritik hâle gelir. Açık arazide kök çevresinden uzaklaşabilen su, kap içinde sınırlı bir alanda kalır. Bu nedenle bahçe toprağının tek başına saksıda kullanılması önerilmez. Bahçe toprağı zamanla sıkışabilir, köklerin hava almasını engelleyebilir ve sulama suyunu uzun süre tutabilir.

Saksının dibine yalnızca taş veya çakıl yerleştirmek ağır bir toprağı geçirgen hâle getirmez. Köklerin bulunduğu bütün katmanların suyu iletebilmesi gerekir. Etkili drenaj, saksı tabanındaki deliklerle birlikte toprağın tamamında kullanılan iri yapılı bileşenler sayesinde sağlanır. Saksı tabağında veya dış kap içinde su birikmesine izin verilmemelidir.

Dasylirion wheeleri sulaması belirli günlere bağlı bir takvime göre yapılmamalıdır. Sulama sıklığı ortam sıcaklığına, ışık düzeyine, saksının büyüklüğüne, kök yoğunluğuna ve karışımın kuruma hızına göre belirlenmelidir. İlkbahar ve yaz döneminde merkezden yeni yapraklar gelişirken toprak büyük ölçüde kuruduğunda su verilebilir. Karar verilmeden önce yalnızca yüzey değil, saksının daha derindeki bölümleri de kontrol edilmelidir.

Sulama sırasında kök topunun tamamı ıslatılmalıdır. Su saksının altında bulunan deliklerden dışarı akıncaya kadar toprağa dengeli biçimde verilmelidir. Fazla su tamamen süzüldükten sonra tabakta biriken bölüm boşaltılmalıdır. Sık aralıklarla yalnızca az miktarda su vermek, toprağın üst kısmını sürekli nemli bırakırken derindeki köklerin düzensiz su almasına neden olabilir.

Toprak yeterince kuruduktan sonra yapılan kapsamlı sulama, köklerin saksı içinde daha dengeli yayılmasını destekler. Bir sonraki sulama öncesinde karışımın yeniden önemli ölçüde kurumasına izin verilmelidir. Dasylirion wheeleri kuraklığa dayanıklı olsa da aktif büyüme döneminde aylar boyunca tamamen susuz bırakılması yeni yaprak oluşumunu yavaşlatabilir ve yaprak uçlarında kurumayı artırabilir.

Bitkinin daha hızlı büyümesini sağlamak amacıyla toprağın sürekli nemli tutulması uygun değildir. Kök çevresinde devam eden ıslaklık oksijen miktarını azaltır ve ince köklerin işlevini kaybetmesine yol açabilir. Kökleri zarar gören bir bitkinin yaprakları, toprak nemli olmasına rağmen gevşeyebilir veya kahverengileşebilir. Bu belirtiler görüldüğünde doğrudan yeniden sulama yapılmamalı, öncelikle toprağın ve köklerin durumu incelenmelidir.

Sulama doğrudan toprak yüzeyine uygulanmalıdır. Rozetin merkezine ve yeni yaprakların arasına su dökülmesinden kaçınılmalıdır. Büyüme noktasında uzun süre kalan su, merkez yapraklarında yumuşamaya ve doku kaybına neden olabilir. Açık havada yağmura maruz kalan bitkilerde doğal hava hareketi yaprak aralarının daha hızlı kurumasını sağlar. Kapalı ortamda kuruma yavaş olduğundan rozetin ıslatılmaması daha önemlidir.

Sonbaharda sıcaklıkların azalması ve yeni yaprak üretiminin yavaşlamasıyla sulama aralıkları uzatılmalıdır. Kışın serin koşullarda tutulan Dasylirion wheeleri daha az su tüketir. Bu dönemde toprağın yaz aylarındaki sıklıkla sulanması, köklerin ve gövde tabanının uzun süre ıslak kalmasına neden olabilir. Düşük sıcaklık ile devamlı nemli toprağın birlikte bulunması çürüme riskini belirgin biçimde artırır.

Kışın sıcak ve güçlü ışık alan bir iç mekânda tutulan bitkinin gelişimi tamamen durmayabilir. Bu koşullarda toprak aylarca susuz bırakılmamalıdır. Bununla birlikte sulamalar arasındaki süre yaz dönemine göre daha uzun tutulmalı ve her uygulamadan önce toprağın alt katmanları kontrol edilmelidir. Sulama kararında yalnızca mevsim değil, bitkinin gerçek gelişim hızı esas alınmalıdır.

Dasylirion wheeleri için altında yeterli sayıda ve genişlikte drenaj deliği bulunan bir saksı kullanılmalıdır. Kök sisteminden çok daha büyük kaplarda kullanılan fazla toprak uzun süre nemli kalabilir. Saksı köklere gelişme alanı sağlayacak ölçüde geniş olmalı, ancak gereksiz miktarda toprak barındırmamalıdır. Rozet büyüdükçe bitkinin ağırlık merkezi yükseldiği için devrilmeye karşı dengeli bir kap seçilmelidir.

Sırsız kil saksılar, gözenekli yüzeyleri sayesinde karışımın daha hızlı kurumasına yardımcı olabilir. Ancak çok sıcak ve güneşli ortamlarda küçük kil kaplar kök bölgesindeki nemi gereğinden hızlı kaybedebilir. Plastik veya sırlı kaplarda ise toprak daha uzun süre nemli kalır. Saksı malzemesi seçilirken ortam sıcaklığı, kök yoğunluğu ve kullanılan toprağın mineral oranı birlikte değerlendirilmelidir.

Saksı değişiminin her yıl yapılması gerekmez. Köklerin mevcut kabı doldurması, toprağın sıkışması, suyun karışıma nüfuz etmeden kenarlardan akması veya sulama sonrasında saksının normalden uzun süre ağır kalması değişim zamanının geldiğini gösterebilir. Dasylirion wheeleri yavaş büyüdüğü için köklerin küçük bir alanda bir süre sıkı kalması ciddi bir sorun oluşturmayabilir.

Bitki saksıdan çıkarılırken yapraklardan çekilmemelidir. Gövde tabanı ile kök topu birlikte desteklenmeli ve yaprak dişlerinden korunmak amacıyla kalın eldiven kullanılmalıdır. Rozet geçici olarak kalın bir bez veya mukavvayla çevrelenebilir. Bu işlem hem yaprakların kırılmasını hem de kenar dişlerinin cilde temasını sınırlandırır.

Eski toprağın tamamını sağlam köklerden zorla ayırmak gerekli değildir. Yapısını kaybetmiş ve kolayca dökülen bölümler kontrollü biçimde temizlenebilir. Yumuşak, koyu renkli veya içi boşalmış kökler steril bir kesiciyle uzaklaştırılmalıdır. Sağlıklı kökler açık renkli, sert ve dolgun bir yapıya sahiptir. Köklerde kesim yapılmışsa bitki yeni saksıya alındıktan hemen sonra bol miktarda sulanmamalıdır.

Dasylirion wheeleri kurak dağlık bölgelerde yetiştiği için sıcak yazlarla birlikte serin gecelere ve belirli ölçüde düşük kış sıcaklıklarına uyum sağlayabilir. Yerleşmiş ve kök çevresi kuru olan sağlıklı örnekler kısa süreli soğuklara dayanabilir. Ancak saksıda bulunan kökler açık topraktaki köklere göre sıcaklık değişimlerinden daha hızlı etkilenir. Uzun süreli don ve kış boyunca devam eden toprak ıslaklığı önlenmelidir.

Soğuk bölgelerde saksı kışın aydınlık, havadar ve yağıştan korunan bir alana alınabilir. Bitkinin doğrudan kalorifer veya klima çıkışının karşısına yerleştirilmesi uygun değildir. Devamlı sıcak ve kuru hava yaprak uçlarının hızla kahverengileşmesine neden olabilir. Havasız ve nemli bir ortam ise toprağın kurumasını geciktirerek kök sorunlarını artırabilir.

Dasylirion wheeleri düşük hava nemine uyumlu bir türdür. Yapraklara düzenli biçimde su püskürtülmesine ihtiyaç duymaz. Püskürtme özellikle rozet merkezinde gereksiz su birikmesine yol açabilir. Yapraklarda biriken toz kuru ve yumuşak bir fırça yardımıyla temizlenebilir. Yapraklar parlatıcı ürünlerle silinmemeli ve doğal yüzey tabakası aşındırılmamalıdır.

Gübreleme yalnızca yeni yaprak gelişiminin görüldüğü ilkbahar ve yaz dönemlerinde yapılmalıdır. Kaktüs ve sukulentler için hazırlanmış düşük azotlu bir bitki besini seyreltilerek uygulanabilir. Dasylirion wheeleri yavaş gelişen bir türdür ve yoğun gübre kullanılarak büyümeye zorlanmamalıdır. Fazla azot yeni yaprakların gereğinden uzun, yumuşak ve dayanıksız gelişmesine neden olabilir.

Besin tamamen kuru toprağa uygulanmamalıdır. Yeni saksıya alınmış, kökleri zarar görmüş veya gelişimi durmuş bitkilere gübre verilmemelidir. Serin dönemde besleme kesilmelidir. Toprak yüzeyinde beyaz bir tabaka oluşması, sulama suyundan ya da gübreden gelen minerallerin biriktiğini gösterebilir. Bu durumda gübreleme durdurulmalı ve sonraki sulamalarda fazla suyun saksıdan tamamen çıkmasına izin verilmelidir.

Dasylirion wheeleri düzenli budama gerektirmez. Yalnızca tamamen kurumuş, kırılmış veya geri dönüşü olmayan şekilde zarar görmüş dış yapraklar alınabilir. Yeşil yaprakların gereksiz yere kesilmesi bitkinin fotosentez alanını azaltır ve rozet formunu bozar. Kuruyan yaprakların uçlarını kesmek yerine, yaprak bütünüyle işlevini kaybettiğinde tabana yakın bir noktadan temizlenebilir.

Rozetin merkezindeki yapraklar bitkinin aktif büyüme noktasından çıkar. Bu bölümün kesilmesi, ezilmesi veya uzun süre ıslak bırakılması bütün bitkinin gelişimini etkileyebilir. Sağlıklı merkez yaprakları sert ve sıkı biçimde bağlıdır. Merkezdeki genç yaprakların hafifçe çekildiğinde kolayca yerinden çıkması, büyüme noktasında çürüme bulunduğunu gösterebilir. Böyle bir durumda sulama durdurulmalı ve rozet kuru tutulmalıdır.

Dasylirion wheeleri çoğunlukla tohumla çoğaltılır. Tohumlar ilkbaharda temiz, geçirgen ve suyu biriktirmeyen bir karışıma ekilebilir. Çimlenme ortamı sıcak ve aydınlık tutulmalı, ancak doğrudan yoğun güneşe maruz bırakılmamalıdır. Karışım çimlenme tamamlanıncaya kadar hafif nemli tutulabilir. Sürekli ıslak ortam genç köklerde mantari sorunlara ve fide kayıplarına yol açabilir.

Fideler yetişkin bitkilere göre uzun süreli kuraklığa daha hassastır. Küçük kök sistemi yeterli su rezervine sahip olmadığı için toprak tamamen kuruduktan sonra uzun süre beklenmemelidir. Buna rağmen fide saksılarının sürekli nemli tutulması doğru değildir. Saksı ölçüsü kök hacmine uygun seçilmeli ve fideler doğrudan güneşe aşamalı olarak alıştırılmalıdır.

Dasylirion wheeleri iki evcikli bir türdür. Erkek ve dişi çiçekler farklı bitkiler üzerinde oluşur. Tohum elde edilebilmesi için aynı dönemde çiçek açan erkek ve dişi bireylerin bulunması ve polenin dişi çiçeklere taşınması gerekir. Tek bir bitkinin çiçeklenmesi, çevrede karşı cinsiyette başka bir örnek yoksa canlı tohum oluşması için yeterli değildir.

Yeterli olgunluğa ulaşan Dasylirion wheeleri, rozetin merkezinden uzun ve dik bir çiçek sapı çıkarır. Çiçek kurulu yaprakların oldukça üzerine yükselir ve birkaç metre uzunluğa ulaşabilir. Sapın üst kısmında çok sayıda küçük çiçek taşıyan dallanmış kümeler oluşur. Çiçeklenme çoğunlukla ilkbahar sonu ile yaz ayları arasında gerçekleşir.

Erkek bitkilerdeki çiçekler genellikle krem, beyaz veya saman rengine yakın görünür. Dişi bitkilerin çiçek kurullarında yeşilimsi, pembemsi veya morumsu tonlar görülebilir. Tek tek çiçekler küçük olmasına rağmen çiçek kurulunda çok sayıda bulundukları için yoğun bir görünüm meydana gelir. Çiçekler böcekler tarafından ziyaret edilebilir ve uygun tozlaşmanın ardından dişi bitkilerde meyve gelişir.

Meyveler küçük, kuru ve oval kapsüller biçimindedir. Olgunlaşan kapsüller çoğunlukla tek bir tohum taşır. Tohum elde edilmek isteniyorsa çiçek sapı meyveler tamamen olgunlaşıncaya kadar kesilmemelidir. Kapsüller kuruduğunda tohumlar toplanabilir ve kuru, serin koşullarda saklanabilir. Çiçek sapı bütünüyle kuruduktan sonra sağlam bir kesiciyle tabana yakın bir noktadan alınabilir.

Dasylirion wheeleri, birçok Agave türünün aksine çiçek açtıktan sonra yaşamını tamamlamaz. Sağlıklı ana gövde çiçeklenme sonrasında yeni yaprak üretmeyi sürdürebilir ve yeterli olgunluğa ulaştığında ilerleyen yıllarda yeniden çiçek açabilir. Çiçeklenme sonrasında bitkiyi toparlamak amacıyla sulama ya da gübre miktarı aniden artırılmamalıdır. Normal bakım düzenine devam edilmelidir.

Instagram'da Takip Et
@insukuland