
Graptosedum 'Daniel-san'
- Aile Ağacı
- Bilimsel İsmi
- ×Graptosedum 'Daniel-san'
- Familya
- Crassulaceae
- Çiçek Renkleri
- Sarı
- Karşılaşılabilirlik
- Koleksiyonlarda Yaygın Değil
×Graptosedum ‘Daniel-san’, Crassulaceae familyası içinde yer alan ve Graptopetalum paraguayense ile hangisi olduğu belirtilmeyen bir Sedum türü arasında oluşturulmuş hibrit bir kültivar olarak tanımlanır; kompakt rozet yapısı, yoğun etli dokusu ve ışık koşullarına duyarlı renklenme özelliğiyle koleksiyon sukulentleri arasında dikkat çeker. Bitki genellikle kısa ve kalın bir gövde üzerinde sıkı dizilmiş rozetler oluşturur; yapraklar orta boylu, spatula ile oval arası formda, uçlara doğru hafif sivrilen bir yapıya sahiptir. Yaprak rengi temel olarak açık yeşil ile mavi-yeşil tonları arasında değişir; yoğun ışık, serin gece sıcaklıkları ve kontrollü sulama koşullarında uç ve kenar bölgelerde pembe, mercan veya kızıl tonlar ortaya çıkabilir, düşük ışıkta ise renkler soluklaşır ve yapraklar daha gevşek bir dizilim gösterebilir.
Işık ihtiyacı yüksek kabul edilir; rozet formunun korunması için günde birkaç saat direkt güneş ışığı veya eşdeğer yoğunlukta parlak aydınlık gereklidir, iç mekânda yetiştirildiğinde güney veya batı cepheli bir pencere önünde konumlandırılmalı, yetersiz doğal ışık durumunda bitki aydınlatması ile desteklenmelidir; yaz aylarında öğle saatlerindeki aşırı yakıcı güneş ışığı yaprak yüzeyinde yanıklara neden olabileceğinden, özellikle çok sıcak bölgelerde filtrelenmiş ışık tercih edilmelidir. Toprak seçimi bitkinin sağlığı açısından belirleyicidir; suyu uzun süre tutmayan, hava geçirgenliği yüksek ve mineral ağırlıklı bir karışım kullanılmalıdır, bu amaçla sukulent toprağına ponza taşı, perlit, lav taşı veya iri taneli kum eklenmesi önerilir; organik madde oranı düşük tutulmalı, sıkışan ve çamurlaşan karışımlardan kaçınılmalıdır. Saksı seçimi mutlaka drenaj delikli olmalı ve kök hacmini aşırı genişletmeyecek ölçüde tercih edilmelidir; “toprak saksı” kullanımı, gözenekli yapısı sayesinde fazla nemin uzaklaştırılmasına katkı sağlayarak kök çürümesi riskini azaltır. Sulama uygulaması, toprağın tamamen kuruması esasına dayanmalıdır; sulama sırasında su tüm kök bölgesine ulaşacak şekilde verilmeli, saksı altından suyun serbestçe akması sağlanmalı ve tabakta biriken su bekletilmemelidir; büyüme döneminin aktif olduğu ilkbahar ve sonbaharda sulama aralığı nispeten kısalabilirken, yazın aşırı sıcaklarda ve kışın düşük ışık koşullarında bitkinin metabolizması yavaşlayacağı için sulama sıklığı belirgin biçimde azaltılmalıdır.
Gübreleme yalnızca ilkbahar döneminde, düşük azotlu ve dengeli bir sukulent gübresiyle, önerilen dozun oldukça altında ve seyrek aralıklarla uygulanmalıdır; aşırı gübreleme yaprakların gevşemesine, renk kaybına ve doku bozulmasına yol açabilir. Üretim, yaprak çeliği, gövde çeliği veya rozet ayırma yöntemleriyle gerçekleştirilebilir; yapraktan üretimde sağlıklı ve olgun yapraklar gövdeden bütün olarak ayrılmalı, kesim yüzeyi birkaç gün kurutulduktan sonra mineral ağırlıklı karışım üzerine yerleştirilmelidir; çelikle üretimde ise kesilen parçanın kallus oluşturması beklenmeli, ardından hafif nemli fakat ıslak olmayan bir ortama dikilmelidir; köklenme sürecinde fazla nemden kaçınılması çürüme riskini azaltır. Çiçeklenme, uygun yetiştirme koşulları sağlandığında ilkbahar sonu veya yaz başında görülebilir; rozetten yükselen ince bir çiçek sapı üzerinde küçük, yıldız formunda ve açık sarıdan krem tonlarına uzanan çiçekler açar; çiçeklenme süreci tamamlandıktan sonra sapın temizlenmesi, bitkinin enerjisinin yeniden vejetatif gelişime yönlendirilmesi açısından uygundur.







