
Delosperma crassum
- Aile Ağacı
- Bilimsel İsmi
- Delosperma crassum L.Bolus
- Familya
- Aizoaceae
- Çiçek Renkleri
- Sarı
- Kökeni
- Güney Afrika
- Karşılaşılabilirlik
- Bazı Yerel Bölgelerde Yaygın
Delosperma crassum, Aizoaceae familyasında yer alan, kalın gövdeli ve etli yapraklı çok yıllık bir sukulent türüdür. Doğal olarak Güney Afrika’nın Batı Kap bölgesinde yetişir. Kurak, açık ve taşlı alanlara uyum sağlamış olan bitki, pek çok Delosperma türünde görülen yayılıcı yer örtücü gelişim yerine daha dik, dallanmış ve küçük çalı biçiminde büyür. Eski botanik kaynaklarında Drosanthemum robustum adıyla da bulunabilir. Delosperma crassum bakımında güçlü ışık, geçirgen toprak, kontrollü sulama ve özellikle serin aylarda kök çevresinde uzun süreli nem oluşmasının önlenmesi gerekir.
Türün en belirgin özelliği kısa sürede kalınlaşıp odunsulaşabilen gövdesidir. Genç bitkilerde gövde yeşil ve etli görünürken yaş ilerledikçe açık kahverengi veya sarımsı kahverengi bir renk kazanır. Ana gövdeden çıkan yan dallar da zamanla kalınlaşır ve bitki küçük bir ağaç görünümüne yaklaşabilir. Gövde ve dalların su depolayabilmesi, bitkinin uzun süren kurak dönemlerde yaşamını sürdürmesine yardımcı olur.
Olgunlaşan gövdenin dış yüzeyinde ince kabuk tabakaları oluşabilir. Bu kabuk zamanla çatlayarak veya küçük parçalar hâlinde ayrılarak alttaki daha genç dokuyu ortaya çıkarır. Kuru kabuğun dökülmesi türün doğal yaşlanma sürecinin bir parçasıdır. Henüz kendiliğinden ayrılmamış kabuk parçaları elle çekilmemelidir. Canlı gövde dokusunun zarar görmesi su kaybını artırabilir ve yaralı yüzeylerin uzun süre nemli kalması doku sorunlarına yol açabilir.
Delosperma crassum çoğunlukla çok sayıda yan dal geliştirir. Dalların uçları aktif büyüme sırasında yeni yapraklarla kaplanırken alt bölümlerdeki yaşlı yapraklar zamanla sararabilir. Kuruyan yaprakların bir kısmı hemen dökülmez ve uzun süre dal üzerinde kalabilir. Tamamen kurumuş yapraklar dikkatlice temizlenebilir; ancak yeşil yaprakların veya henüz canlılığını tamamen kaybetmemiş dokuların koparılması uygun değildir.
Bitkinin boyu yetiştirme koşullarına göre değişir. Sık sulanan ve daha az ışık alan örnekler normalden uzun ve gevşek gelişebilir. Güçlü güneş altında, sulamalar arasında toprağın kurumasına izin verilerek yetiştirilen bitkiler ise daha kısa boğumlu, kalın gövdeli ve sık dallı bir yapı oluşturur. Saksıda gelişen olgun örnekler yaklaşık 20–30 santimetreye ulaşabilir; ancak budama ve yetiştirme koşulları nihai biçimi önemli ölçüde etkiler.
Delosperma crassum yaprakları dalların özellikle uç bölümlerinde yoğunlaşır. Yapraklar karşılıklı çiftler hâlinde dizilir ve yeni gelişim sırasında birbirine yakın görünür. Biçimleri kısa, silindirik, hafif köşeli veya küçük parmakları andıracak şekilde uzundur. Genellikle yaklaşık iki santimetreye kadar gelişen yapraklar, kalınlıklarına kıyasla kısa ve dolgun bir yapı gösterir.
Yaprak rengi çoğunlukla canlı veya koyu yeşildir. Güçlü güneş altında bile yeşil rengini büyük ölçüde koruyabilir. Serinlik, uzun süreli kuraklık veya dinlenmeye yaklaşan gelişim dönemlerinde yapraklar gri-yeşil, sarımsı ya da hafif bronz tonlara dönebilir. Eski yaprakların yeni yeşil yapraklardan önce belirgin biçimde sararması doğal yaşlanma sürecinin bir parçası olabilir.
Yaprak yüzeyi tamamen düz görünmeyebilir. Çok küçük kabarcıksı hücreler veya ince tüy benzeri yapılar yüzeye hafif mat ve pırıltılı bir görünüm kazandırabilir. Bu yapılar Aizoaceae familyasındaki pek çok bitkide suyun ve yoğun ışığın etkilerini sınırlandırmaya yardımcı olur. Yaprakların sert biçimde silinmesi veya parlatıcı ürünlerle kaplanması doğal yüzey dokusuna zarar verebilir.
Sağlıklı yapraklar dolgun, sert ve gövdeye sıkıca bağlı olmalıdır. Toprak uzun süredir kuruysa yaprakların küçülmesi veya hacmini bir miktar kaybetmesi su ihtiyacını gösterebilir. Bununla birlikte yaprakların küçülmesi serin dönemde büyümenin yavaşlamasıyla da ilişkili olabilir. Sulama yapılmadan önce yalnızca yaprak görünümü değil, toprağın nemi ve gövdenin sertliği de değerlendirilmelidir.
Toprak ıslak olduğu hâlde yapraklar sararıyor, saydamlaşıyor veya kolayca kopuyorsa fazla su nedeniyle köklerin zarar görmeye başladığı düşünülebilir. Gövde tabanındaki koyulaşma ve yumuşama daha ciddi bir nem sorununa işaret eder. Böyle bir durumda sulama durdurulmalı, bitki saksıdan çıkarılarak kökler ve gövdenin toprak altında kalan bölümü kontrol edilmelidir.
Delosperma crassum bakımı için doğrudan güneş alan veya gün boyunca çok güçlü aydınlık sağlayan bir konum tercih edilmelidir. Yeterli ışık gövdenin kalınlaşmasına, dalların kısa aralıklarla gelişmesine ve yaprakların sık kalmasına yardımcı olur. Çiçek tomurcuklarının oluşması ve çiçeklerin tam olarak açılması için de güçlü ışık gerekir.
İç mekânda yetiştirilecek bitki güneş alan geniş bir pencerenin hemen yakınına yerleştirilmelidir. Pencereden birkaç metre uzaktaki genel oda ışığı sağlıklı ve sık gelişim için yeterli değildir. Işık yetersiz olduğunda yeni dallar incelerek uzar, yaprak çiftleri arasındaki mesafe artar ve gövde kendi ağırlığını taşımakta zorlanabilir. Uzayan zayıf gelişim daha sonra güçlü güneşe çıkarıldığında kolayca zarar görebilir.
Uzun süre gölgede kalan bir Delosperma crassum doğrudan yoğun yaz güneşine bir anda çıkarılmamalıdır. Önce sabah güneşi alan bir konum seçilmeli, ardından doğrudan ışık süresi birkaç hafta içinde artırılmalıdır. Ani geçişler yapraklarda soluk sarı veya açık kahverengi yanık alanları oluşturabilir. Güneşe alışmış sağlıklı bitkiler ise günün büyük bölümünde doğrudan ışık alabilir.
Saksının aşırı ısınması da dikkate alınmalıdır. Özellikle koyu renkli küçük kaplar yoğun yaz güneşi altında köklerin bulunduğu bölümde yüksek sıcaklık oluşturabilir. Bitkinin üst kısmı güneşten yararlanırken saksı çevresinde hava hareketi bulunması yararlıdır. Küçük bir saksıda toprağın çok hızlı kuruması, aktif dönemde ince köklerin kaybedilmesine neden olabilir.
Delosperma crassum toprağı gevşek, iri taneli ve suyu kolayca uzaklaştıran yapıda olmalıdır. Kaktüs ve sukulentlere uygun bir karışım ponza, lav kırığı, iri perlit veya yıkanmış iri kumla desteklenebilir. Mineral bileşenler toprağın sıkışmasını önler ve köklere ulaşan hava miktarını artırır. Sulama sonrasında çamurlaşan, ağırlaşan ve günlerce ıslak kalan karışımlar uygun değildir.
Toprağın tamamen mineral malzemelerden hazırlanması zorunlu değildir. Aktif büyüme sırasında bitkinin kullanabileceği sınırlı miktarda su ve besin tutan organik bir bölüm bulunabilir. Bununla birlikte ince torf oranı yüksek karışımlar kuruma süresini uzatır. Toprak kuruduğunda sert bir kütleye dönüşüp suyu reddetmemeli, sulama suyu kök topunun tamamına ulaşabilmelidir.
Bitki etli veya kalınlaşmış bir kök tabanı geliştirebilir. Bu bölüm su depoladığı için uzun süreli ıslaklığa karşı ince köklerden daha hassas olabilir. Kökün gelişebilmesi için yeterli alan sağlanmalı; ancak gereğinden büyük bir saksı kullanılmamalıdır. Köklerin kullanamadığı fazla toprak geç kurur ve gövde tabanında sürekli nem oluşturabilir.
Saksının tabanında geniş ve açık drenaj delikleri bulunmalıdır. Yalnızca saksının altına taş veya çakıl yerleştirmek ağır toprağın drenaj sorununu çözmez. Karışımın tamamı suyu geçirebilmelidir. Saksı tabağında veya deliksiz dış kap içinde biriken su sulamadan sonra mutlaka boşaltılmalıdır.
Delosperma crassum sulaması sabit günlere bağlı bir programla yapılmamalıdır. Bitkinin gelişim durumu, ortam sıcaklığı, aldığı güneş, saksı hacmi ve toprağın kuruma hızı birlikte değerlendirilmelidir. Yeni yaprak ve dalların meydana geldiği aktif dönemde karışımın büyük bölümü kuruduğunda sulama yapılabilir.
Su verildiğinde kök topunun tamamı ıslatılmalı ve fazlasının drenaj deliklerinden çıkmasına izin verilmelidir. Sık aralıklarla yalnızca toprağın yüzeyini ıslatacak miktarda su vermek uygun değildir. Bu yöntem üst kökleri sürekli nemli tutarken alt kısımların düzensiz su almasına neden olabilir. Toprak yeterince kuruduktan sonra kapsamlı sulama yapılması daha dengeli kök gelişimini destekler.
Delosperma crassum kuraklığa dayanıklı olmakla birlikte aktif büyüme sırasında sürekli susuz bırakılması gerekmez. Sıcak, güneşli ve havadar koşullarda diğer bazı küçük yapraklı sukulentlerden daha fazla su kullanabilir. Toprak hızlı kuruyorsa yaz döneminde sulama aralıkları kısalabilir. Ancak bir önceki sulamanın ardından karışım hâlâ nemliyse yeniden su verilmemelidir.
Uzun süren kuraklıkta yapraklar küçülebilir, yaşlı yapraklar sararabilir ve sürgün uçlarındaki büyüme yavaşlayabilir. Bu belirtiler toprak tamamen kuruysa su ihtiyacını gösterebilir. Bitki sulandıktan sonra gövde ve yaprakların kısa sürede toparlanması kök sisteminin sağlıklı olduğunu gösterir. Sulamadan sonra yumuşama devam ediyorsa köklerin durumu incelenmelidir.
Serin dönemde bitkinin gelişimi bütünüyle durmayabilir. Delosperma crassum, yetiştirme ortamına bağlı olarak sonbahar ve kış aylarında sınırlı yaprak veya çiçek gelişimi gösterebilir. Bu nedenle bütün kış boyunca kesin biçimde susuz bırakılması yerine bitkinin gerçek gelişim durumu izlenmelidir. Yeni büyüme yoksa ve sıcaklık düşükse sulama önemli ölçüde azaltılmalıdır.
Serin koşullarda verilen su miktarı yaz döneminden daha az olmalı ve karışımın tamamen kuruması beklenmelidir. Düşük sıcaklık altında sık sulama köklerin uzun süre ıslak kalmasına neden olur. Bitki serin dönemde birkaç yaprağını kaybetse veya yaprakları küçülse bile hemen yoğun sulamaya başlanmamalıdır.
Delosperma crassum, yüksek rakımlı ve sert kışlara uyumlu Delosperma türleri kadar güvenilir biçimde dona dayanıklı kabul edilmemelidir. Sağlıklı ve kuru tutulan örnekler kısa süreli hafif soğuğu tolere edebilse de uzun süreli donlardan korunmalıdır. Özellikle saksıdaki kökler açık topraktaki köklere göre daha hızlı soğur. Soğuk hava ile ıslak toprağın birlikte devam etmesi ciddi kök kayıplarına neden olabilir.
Kışın bitki aydınlık, havadar ve yağıştan korunan bir konumda tutulabilir. İç mekânda doğrudan kalorifer veya klima akımının karşısına yerleştirilmemelidir. Sürekli sıcak ve kuru hava yaprakların erken sararmasına ve uç sürgünlerin kurumasına yol açabilir. Havasız ve nemli koşullar ise toprağın kurumasını geciktirir.
Delosperma crassum yüksek hava nemine ihtiyaç duymaz. Yapraklara düzenli olarak su püskürtülmesi gerekli değildir. Gövde ve yaprak birleşimlerinde kalan su, özellikle serin ortamda geç kuruyabilir. Sulama doğrudan toprağa yapılmalı ve bitkinin üst kısmının gece boyunca ıslak kalması önlenmelidir.
Gübreleme yalnızca büyüme döneminde ve düşük dozda yapılmalıdır. Sukulentler için hazırlanmış, azot oranı sınırlı bir bitki besini kullanılabilir. Fazla azot dalların hızlı fakat ince gelişmesine, boğum aralarının açılmasına ve gövdenin doğal kalınlaşmasının zayıflamasına neden olabilir. Yeni saksıya alınmış, kökleri zarar görmüş veya aktif gelişim göstermeyen bitkilere gübre verilmemelidir.
Delosperma crassum kontrollü budamaya uygun bir dallanma yapısına sahiptir. Kuruyan uçlar, dengesiz biçimde uzayan ince dallar ve zarar görmüş sürgünler temiz bir kesiciyle alınabilir. Kesim, gövdenin sağlıklı ve sert olduğu bir noktadan yapılmalıdır. Aynı anda bitkinin büyük bölümünün kesilmesi kök ve yaprak dengesi üzerinde stres oluşturabileceği için budama aşamalı uygulanmalıdır.
Budama sonrasında kesik yüzeylerin üzerine su dökülmemelidir. Bitki birkaç gün boyunca havadar ve yağıştan korunan bir yerde tutulabilir. Sağlıklı dalların kısaltılması gövdenin alt bölümlerinden yeni sürgünlerin oluşmasını teşvik edebilir. Ancak çok düşük ışıkta yapılan budama sonrasında gelişen yeni sürgünler ince ve zayıf kalabilir.
Saksı değişiminin her yıl yapılması gerekmez. Kökler kabı doldurduğunda, toprak sıkıştığında veya sulama sonrasında normalden uzun süre ıslak kalmaya başladığında yenileme yapılabilir. İşlem için bitkinin aktif gelişime geçtiği ılık dönem tercih edilmelidir. Bitki dallarından çekilmemeli, kök topu ve kalın gövde birlikte desteklenmelidir.
Eski toprağın tamamını köklerden zorla ayırmak gerekli değildir. Kolayca dökülen ve fiziksel yapısını kaybetmiş kısımlar temizlenebilir. Sağlıklı kökler sert ve dolgun görünür. Koyu renkli, yumuşak veya kötü kokulu kökler steril bir kesiciyle alınmalıdır. Köklerde kesim yapılmışsa bitki yeni saksıya dikildikten hemen sonra bol su verilmemelidir.
Delosperma crassum gövde çelikleriyle kolaylıkla çoğaltılabilir. Çiçek taşımayan sağlıklı bir dal kesildikten sonra kesim yüzeyinin kısa süre kuruması beklenmelidir. Çelik mineral oranı yüksek ve hafif nemli bir karışıma yerleştirilebilir. Kökler oluşmadan önce toprağın sürekli ıslak tutulması gövde tabanının yumuşamasına neden olabilir.
Çelikler sıcak, aydınlık ve doğrudan yakıcı öğle güneşinden korunmuş bir yerde tutulmalıdır. Köklenme başladıktan sonra doğrudan güneş süresi kademeli biçimde artırılabilir. Çelikten yetiştirilen bitkiler de zamanla kalın ve odunsu bir gövde geliştirebilir. Birden fazla çelik aynı kaba dikilecekse ileride oluşacak kalın kök ve dallar için yeterli alan bırakılmalıdır.
Tür tohumla da çoğaltılabilir. Delosperma tohumları oldukça küçüktür ve geçirgen bir ekim karışımının yüzeyine serpilmelidir. Üzerleri kalın bir toprak tabakasıyla örtülmemelidir. Çimlenme süresince yüzey hafif nemli tutulmalı, ancak kapalı ve suya doygun hâle getirilmemelidir. Yetersiz hava dolaşımı fidelerde mantari sorunlara yol açabilir.
Genç fideler yetişkin bitkiler kadar uzun süreli kuraklığa dayanamaz. Küçük kök sistemleri nedeniyle karışım tamamen kuruduktan sonra uzun süre beklenmemelidir. Buna rağmen sürekli ıslak bırakılmaları da uygun değildir. Fideler güçlendikçe sulamalar arasındaki kuruma süresi artırılmalı ve doğrudan güneşe aşamalı biçimde alıştırılmalıdır.
Delosperma crassum çiçekleri dalların uç bölümlerinde meydana gelir. Çiçekler papatyayı andıran çok sayıda ince taç yapraktan oluşur. Renk çoğunlukla sarı, altın sarısı, krem sarısı veya beje yaklaşan tonlardadır. Taç yaprakların tabanında kırmızımsı, turuncumsu ya da kahverengimsi bir renklenme görülebilir. Çiçek renginin yoğunluğu ışık düzeyi ve yetiştirme koşullarına bağlı olarak değişebilir.
Tek tek çiçekler bazı yaygın Delosperma türlerinin büyük çiçeklerinden daha küçüktür. Buna rağmen sağlıklı bir bitki dallarının uçlarında art arda çok sayıda tomurcuk oluşturabilir. Çiçeklenme sıcak ve aydınlık dönemde yoğunlaşsa da uygun ışık ve sıcaklık altında daha serin aylara kadar uzayabilir.
Çiçekler güçlü ışık altında tamamen açılır. Bulutlu, serin veya yağışlı havalarda kısmen kapanmaları normaldir. Bu kapanma, çiçeğin iç bölümündeki polenin nemden korunmasına yardımcı olur. İç mekânda yeterli güneş almayan bitkiler tomurcuk oluştursa bile çiçeklerini tam olarak açamayabilir.
Bol çiçeklenme için bitkinin güçlü güneş alması, köklerinin sağlıklı olması ve dallarının aşırı azotla gevşek biçimde büyümemesi gerekir. Toprağın çiçeklenme sırasında haftalarca tamamen kuru bırakılması tomurcukların gelişmeden kurumasına neden olabilir. Buna karşılık çiçek sayısını artırmak amacıyla sulama sıklığının aşırı yükseltilmesi kök sağlığını olumsuz etkiler.










