
Coryphantha recurvata
- Aile Ağacı
- Yaygın İsmi
- Golden-Chested Beehive Cactus, Recurved Cory-Cactus, Recurved Spine Pincushion
- Bilimsel İsmi
- Coryphantha recurvata (Engelm.) Britton & Rose
- Diğer İsimleri
- Mammillaria recurvata
- Familya
- Cacteae
- Çiçek Renkleri
- Sarı, Beyaz
- Kökeni
- Meksika
- Karşılaşılabilirlik
- Bazı Yerel Bölgelerde Yaygın
Coryphantha recurvata, Cactaceae familyasına bağlı, yoğun diken örtüsü ve zamanla genişleyebilen gövde kümeleriyle tanınan çok yıllık bir kaktüs türüdür. Doğal yayılışı Amerika Birleşik Devletleri’nin güneyindeki Arizona ile Meksika’nın Sonora eyaletini kapsar. Kayalık tepelerde, kaya yarıklarında, çöl otlaklarında ve meşe topluluklarının bulunduğu dağ eteklerinde gelişir. Yaklaşık 1.065–1.680 metre arasındaki yükseltilerde görülebilmesi, türün sıcak günlerle serin gecelerin birbirini izlediği koşullara uyum sağladığını gösterir.
Bitki genç dönemde tek gövdeli gelişebilir. Olgunlaştıkça tabandan sürgünler çıkararak geniş kümeler meydana getirme eğilimindedir. Yaşlı örneklerde gövde sayısı 50’ye yaklaşabilir ve bütün küme 30–90 santimetrelik bir alana yayılabilir. Saksıda yetiştirilen bitkilerde gelişim alanı sınırlı olduğu için kümeler doğal ortamda görülen ölçülere çoğunlukla ulaşmaz.
Tek tek gövdeler küresel veya kısa silindirik yapıdadır. Yaklaşık 10–25 santimetre yüksekliğe ve 8–15 santimetre genişliğe ulaşabilir. Epidermis maviye çalan yeşil veya gri-yeşil renkte olmasına rağmen yoğun diken tabakası nedeniyle gövde yüzeyi büyük ölçüde görünmez. Yeni gelişim bölgesi başlangıçta daha açık renkli olabilir ve dikenler olgunlaştıkça gövde çevresindeki örtü sıklaşır.
Coryphantha recurvata gövdesinde belirgin kaburgalar bulunmaz. Yüzey, sarmal sıralar halinde yerleşen kısa, konik veya silindirik tüberküllerden meydana gelir. Her tüberkülün üst bölümünde areolden koltuk kısmına doğru ilerleyen bir oluk vardır. Bu oluk, Coryphantha cinsinin tanınmasını sağlayan temel botanik özelliklerden biridir. Tüberküllerin tabanları genişleyerek baklava biçimine yaklaşabilir.
Coryphantha recurvata görünür ve gelişmiş yapraklar oluşturmaz. Fotosentez görevi klorofil taşıyan etli gövde tarafından gerçekleştirilir. Gövde dokusu, yağışlı dönemlerde alınan suyun depolanmasına da yardımcı olur. Areollerde gelişen dikenler değişime uğramış yaprak yapılarıdır. Tüberküller ise yaprak olarak değerlendirilmez; bunlar gövde yüzeyinin özelleşmiş çıkıntılarıdır.
Her areolde çoğunlukla 15–20 adet radyal diken bulunur. Bazı örneklerde sayı bu aralığın biraz üzerine çıkabilir. Radyal dikenler hafif yassı, sert ve gövde yüzeyine doğru kavislenen yapıdadır. Komşu areollerdeki dikenlerle birbirine geçerek gövdeyi büyük ölçüde örter. Yeni gelişen dikenler sarı veya altın sarısı tonlarındadır. Yaşlandıkça griye dönerken uç kısımlarında kırmızımsı ya da kahverengimsi renk korunabilir.
Radyal dikenlerin arasında çoğunlukla tek bir merkez dikeni gelişir. Bazı areollerde merkez dikeni bulunmayabilir veya nadiren iki adet oluşabilir. Merkez dikeni diğerlerinden daha güçlüdür ve belirgin biçimde aşağıya doğru kıvrılır. Yaklaşık 1,2–1,7 santimetre uzunluğundaki bu diken, tür adında yer alan “recurvata” ifadesinin kaynağını oluşturur. Sözcük, geriye veya aşağıya doğru kıvrılan yapıyı tanımlar.
Coryphantha recurvata bakımında güçlü ışık sağlanmalıdır. Doğal ortamında açık kayalık yüzeylerde yetiştiği için gün içinde birkaç saat doğrudan güneşten yararlanabilir. Yeterli ışık, gövdelerin kısa ve dolgun kalmasını, dikenlerin sıklaşmasını ve yeni sürgünlerin doğal biçimde gelişmesini destekler. İç mekânda bakıldığında güneş alan en aydınlık pencere önü tercih edilmelidir.
Düşük ışık koşullarında yeni gövde bölümleri daralarak uzayabilir. Tüberküller arasındaki mesafenin açılması, tepe kısmının açık yeşil renk alması ve dikenlerin seyrekleşmesi ışık yetersizliğinin belirtileridir. Bu şekilde oluşan biçim bozukluğu sonradan düzelmez. Yeni gelişimin sağlıklı ilerleyebilmesi için ışık seviyesi gecikmeden artırılmalıdır.
Kış boyunca iç mekânda veya gölgede tutulan Coryphantha recurvata doğrudan yoğun yaz güneşine çıkarılmamalıdır. İlk aşamada sabah güneşi sağlanmalı, ardından doğrudan ışık alma süresi kademeli olarak uzatılmalıdır. Ani geçişler gövde yüzeyinde sarı, soluk kahverengi veya sertleşmiş hasarlı bölgeler meydana getirebilir.
Coryphantha recurvata toprağı gevşek, iri taneli ve hızlı drenaj sağlayan yapıda hazırlanmalıdır. Kaktüsler için üretilen hazır karışımlar ponza, lav taşı, iri kuvars kumu veya benzeri mineral bileşenlerle desteklenebilir. İnce torf oranı yüksek topraklar sulamadan sonra uzun süre nemli kalabileceği için tek başına kullanılmamalıdır.
Karışımın suyu tamamen uzaklaştırması kadar kök çevresinde hava boşlukları bırakması da önemlidir. Zamanla sıkışan ve sertleşen toprak, köklere ulaşan oksijen miktarını azaltır. Sulama sonrasında kuruması belirgin biçimde geciken veya yüzeyinde sert bir tabaka oluşan karışım yenilenmelidir.
Saksı, mevcut kök kütlesi ve bitkinin kümelenme özelliği dikkate alınarak seçilmelidir. Tek gövdeli genç bitkiler için kök hacmini fazla aşmayan bir saksı yeterlidir. Çok gövdeli örneklerde sürgünlere sınırlı büyüme alanı sağlayan, ancak gereksiz miktarda toprak içermeyen daha geniş bir saksı kullanılabilir. Saksının altında açık drenaj delikleri bulunmalıdır.
Toprak saksılar gözenekli yüzeyleri sayesinde karışımın daha kısa sürede kurumasına katkı sağlar. Plastik saksılarda nem kaybı daha yavaş gerçekleşebilir. Bu nedenle sulama aralıkları saksının malzemesine göre ayarlanmalıdır. Dış saksı veya altlık içinde biriken su sulamanın ardından uzaklaştırılmalıdır.
Coryphantha recurvata sulaması, toprağın tamamı kuruduğunda yapılmalıdır. Toprak yüzeyinin kuru görünmesi tek başına yeterli değildir; saksının orta ve alt bölümlerindeki nem de sona ermiş olmalıdır. İlkbaharda yeni tüberkül veya sürgün gelişimi başladığında sulama kontrollü biçimde artırılabilir.
Sıcak büyüme döneminde verilen su kök bölgesinin tamamına ulaşmalıdır. Sulama sürdürülerek fazla suyun drenaj deliklerinden çıkması sağlanmalı, ardından karışım yeniden bütünüyle kuruyuncaya kadar beklenmelidir. Sık aralıklarla az miktarda su vermek, köklerin bulunduğu bazı alanlarda sürekli nem oluşmasına neden olabilir.
Sulama sıklığı sabit gün aralıklarına göre belirlenmemelidir. Sıcaklık, güneşlenme süresi, hava hareketi, saksı genişliği ve toprak içeriği kuruma hızını değiştirir. Özellikle geniş kümelerin bulunduğu saksılarda gövdelerin altı kontrol edilmelidir. Sık gövde yapısı bu bölümde hava hareketini azaltarak yüzeyin daha geç kurumasına yol açabilir.
Sonbaharda gece sıcaklıkları azaldıkça sulama aralıkları uzatılmalıdır. Kışın serin koşullarda dinlenen Coryphantha recurvata büyük ölçüde kuru tutulmalıdır. Serin hava ile ıslak toprağın bir araya gelmesi köklerin işlevini kaybetmesine ve gövde tabanında yumuşamaya neden olabilir. Saksıdaki bitki uzun süreli dondan ve kış yağışlarından korunmalıdır.
Kış dinlenmesi için aydınlık, serin ve hava dolaşımı bulunan bir ortam uygundur. Bitki sıcak bir odada tutuluyorsa ışık seviyesinin düşük kalmamasına dikkat edilmelidir. Yetersiz ışık altında sıcaklık ve sulamanın artırılması, kış döneminde ince ve dayanıksız gövde gelişimine yol açabilir.
Saksı değişimi köklerin mevcut alanı doldurması, sürgünlerin saksı kenarına sıkışması veya toprağın fiziksel yapısını kaybetmesi halinde yapılabilir. Yoğun ve kıvrık dikenler nedeniyle bitki gövdeden sıkılarak tutulmamalıdır. Kalın katlanmış kâğıt, uygun bir maşa veya koruyucu eldiven kullanılarak kök çevresindeki toprak dikkatlice gevşetilmelidir.
Köklerde kırılma veya kesim oluşmuşsa yeni dikimin hemen ardından sulama yapılmamalıdır. Hasarlı yüzeylerin kuruması için birkaç gün beklenmelidir. İlk sulama, bitkinin yeni saksıya yerleşmesinden ve ortam sıcaklığının aktif kök gelişimine uygun hale gelmesinden sonra gerçekleştirilmelidir.
Coryphantha recurvata çoğunlukla tohumla çoğaltılır. Tohumlar ilkbaharda ince taneli, temiz ve geçirgen bir ekim karışımının yüzeyine yerleştirilebilir. Çimlenme boyunca yüzey hafif nemli tutulmalı, ancak sürekli suya doygun bırakılmamalıdır. Fideler belirdikten sonra ortam düzenli biçimde havalandırılmalı ve yüksek nem aşamalı olarak azaltılmalıdır.
Olgun bitkilerin oluşturduğu yan sürgünler de çoğaltmada kullanılabilir. Kendi köklerini geliştirmiş sürgünler ana kümeden ayrılarak doğrudan farklı bir saksıya alınabilir. Kök taşımayan bir sürgün ayrıldığında kesilen yüzeyin tamamen kuruması beklenmelidir. Köklendirme süresince toprak devamlı ıslak tutulmamalıdır.
Gübreleme yalnızca büyüme döneminde ve düşük dozda yapılmalıdır. Sadece kaktüs ve sukulentler için üretilmiş, azot oranı sınırlı besinler kullanılmalıdır. Yüksek azot içeren uygulamalar gövde dokusunun hızlı ve gevşek gelişmesine neden olabilir. Kış dinlenmesindeki, kökleri zarar görmüş veya yeni saksıya alınmış bitkilere gübre uygulanmamalıdır.
Coryphantha recurvata çiçekleri soluk sarıdan yeşilimsi sarıya kadar değişen tonlardadır. Yaklaşık 2,5–4 santimetre genişliğe ulaşan çiçeklerde taç yaprakların orta hattı daha koyu yeşil, kahverengimsi veya hafif kırmızımsı olabilir. Çiçeklenme çoğunlukla yaz başında, özellikle haziran ve temmuz aylarında gerçekleşir.
Türün çiçek konumu diğer birçok Coryphantha türünden farklıdır. Çiçekler doğrudan gövdenin merkezindeki büyüme noktasından çıkmak yerine, tepenin çevresinde halka veya taç biçiminde sıralanabilir. Olgun ve çok gövdeli bitkilerde farklı gövdelerin aynı dönemde çiçek açması mümkündür.
Tozlaşmanın ardından küçük, küresel ve yeşil meyveler gelişir. Meyvelerin üzerinde kurumuş çiçek kalıntıları bir süre bulunabilir. İçlerinde kahverengi, böbreğe yakın biçimde ve ağsı yüzey dokusuna sahip tohumlar yer alır. Düzenli çiçek oluşumu için güçlü ışık, geçirgen toprak, kontrollü yaz sulaması ve kuru geçen bir kış dinlenmesi gereklidir.









