Coryphantha jalpanensis

Coryphantha jalpanensis

Aile Ağacı
Bilimsel İsmi
Coryphantha jalpanensis Buchenau
Familya
Cacteae
Çiçek Renkleri
Sarı, Beyaz
Kökeni
Meksika
Karşılaşılabilirlik
Nadir
Hakkında

Coryphantha jalpanensis, Cactaceae familyasının Coryphantha cinsinde yer alan, tabandan dallanabilen ve zamanla birkaç gövdeden oluşan gruplar geliştirebilen bir kaktüs türüdür. Doğal olarak Meksika’nın orta ve kuzeydoğu kesimlerindeki kurak bölgelerde yetişir. Özellikle kalkerli kayaçların bulunduğu yamaçlarda, seyrek bitki örtüsü arasında ve yağış suyunun hızla uzaklaştığı zeminlerde görülür. Bu doğal yapı, Coryphantha jalpanensis bakımında geçirgen toprağın ve kontrollü sulamanın neden önemli olduğunu açıklar. Türün gövdeleri genç dönemde yuvarlağa yakın olabilir. Gelişim ilerledikçe gövdeler dik, kısa silindirik bir form kazanır. Ana gövdenin tabanından yeni sürgünler çıkabildiği için olgun bitkiler tek başlı görünümden uzaklaşarak küçük kümeler meydana getirebilir. Gövdenin bir bölümü doğal koşullarda toprak seviyesinin altında kalabilir. Bu özellik, bitkinin sıcaklık değişimlerinden ve uzun süren kuraklıktan korunmasına yardımcı olur.

Gövde rengi açık yeşilden koyu yeşile kadar değişebilir. Yüzeyde kesintisiz kaburgalar bulunmaz. Bunun yerine sarmal sıralar hâlinde yerleşen konik veya köşeli tüberküller görülür. Tüberküllerin üst yüzeyinde areolden koltuk bölümüne doğru uzanan bir oluk gelişir. Genç tüberküllerde bu oluk henüz tamamlanmadığı için daha az belirgin olabilir. Tüberkül yüzeyindeki hafif çıkıntılı hatlar ve rombik taban yapısı, türün gövdesine düzenli bir görünüm kazandırır. Coryphantha jalpanensis yaprak özellikleri açısından klasik yapraklı bitkilerden farklıdır. Türün geniş, yassı ve uzun ömürlü yaprakları bulunmaz. Yaprak yüzeyinin büyük ölçüde ortadan kalkması, sıcak ve kurak koşullarda su kaybını sınırlandıran bir uyumdur. Fotosentez görevi klorofil içeren gövde tarafından gerçekleştirilir. Yağış veya sulama sırasında alınan su da etli gövde dokularında depolanır.

Bitkinin genel durumu değerlendirilirken yaprak gelişimi yerine tüberküllerin dolgunluğu ve gövde dokusunun sertliği izlenmelidir. Dinlenme döneminde sınırlı bir hacim kaybı görülebilir. Ancak gövdenin tabanında başlayan yumuşama, koyu renklenme veya düzensiz çökme, kök çevresinin gereğinden uzun süre nemli kaldığını gösterebilir. Toprak henüz kurumamışsa yalnızca gövde büzüştüğü için yeniden sulama yapılmamalıdır. Coryphantha jalpanensis lifli bir kök sistemine sahiptir. Bu kökler, suyu kısa süre içinde alabilecek şekilde toprağın farklı katmanlarına yayılır. Belirgin bir kazık kökün bulunmaması, çok derin saksı kullanımını zorunlu kılmaz. Bununla birlikte köklerin rahatça yayılabileceği, bitkinin gövde genişliğiyle dengeli bir kap kullanılmalıdır. Aşırı sığ kaplar kök gelişimini sınırlayabilirken gereğinden büyük saksılar toprağın geç kurumasına yol açar.

Tüberküllerin uç kısmındaki areoller dairesel yapıdadır. Her areolde çoğunlukla çevreye doğru yayılan çok sayıda radyal diken bulunur. Radyal dikenler ince, düz ve iğne biçimindedir. Renkleri genellikle grimsi beyazdır; taban ve uç bölümlerinde hafif kahverengi tonlar görülebilir. Komşu areollerden çıkan dikenler kesişerek gövde üzerinde seyrek bir ağ meydana getirir. Merkez dikenler radyal dikenlere göre daha koyu ve belirgindir. Çoğunlukla düz gelişir ve koyu kahverengi ile gri arasında değişen renklere sahiptir. Yeni oluşan dikenler daha canlı kahverengi tonlar gösterebilir. Yaşlandıkça griye dönmeleri doğal bir süreçtir. Güçlü ışık alan bitkilerde dikenler daha sağlam, gövde ise daha sıkı gelişir. Işık eksikliği dikenlerin incelmesine ve yeni gövde bölümünün uzamasına neden olabilir.

Tüberkül oluklarında çiçek dışı nektar bezleri bulunabilir. Bu bezlerden çıkan salgı, küçük ve yapışkan damlalar şeklinde fark edilebilir. Nektar oluşumu tek başına bir hastalık belirtisi değildir. Bununla birlikte tatlı salgıların gövde üzerinde birikmesi karıncaları ve emici zararlıları çekebilir. Areoller, tüberkül araları ve gövde tabanı düzenli olarak kontrol edilmelidir. Coryphantha jalpanensis yüksek aydınlık altında doğal gövde formunu daha iyi korur. İç mekânda yetiştirildiğinde güneş alan bir pencere önü tercih edilmelidir. Pencereye uzak konumlarda ortam insan gözüne aydınlık görünse bile bitkiye ulaşan ışık yetersiz kalabilir. Tepe bölümünün incelmesi, tüberküller arasındaki mesafenin açılması ve gövdenin ışık yönüne doğru eğilmesi yetersiz aydınlığın başlıca sonuçlarıdır.

Bitki doğrudan güneşe alışkın değilse birden tam güneşe çıkarılmamalıdır. Önce sabah saatlerindeki daha yumuşak güneşten yararlandırılmalı, doğrudan ışık süresi aşamalı olarak artırılmalıdır. Ani geçişler gövde yüzeyinde sararma, beyazlaşma veya kalıcı kahverengi izler oluşturabilir. Güneşe uyum sağlamış örnekler açık alanda güçlü ışık alabilir. Çok sıcak yaz günlerinde özellikle saksı ve kök bölgesinin aşırı ısınması önlenmelidir. Coryphantha jalpanensis için hazırlanan toprak, yağış suyunu kısa sürede dışarı verebilmelidir. Pomza, lav kırığı, iri taneli kum veya benzeri mineral bileşenler içeren kaktüs karışımları kullanılabilir. Toprak sulama sırasında çamurlaşmamalı, kuruduğunda da sert ve havasız bir kütleye dönüşmemelidir. Köklerin çevresindeki hava boşlukları, fazla suyun uzaklaştırılması kadar önemlidir.

Türün doğal olarak kalkerli zeminlerde bulunması, mineral oranı yüksek karışımlara uyum sağlayabildiğini gösterir. Ancak saksı toprağına kontrolsüz miktarda kireç eklenmemelidir. Aşırı alkali ortam, bazı besinlerin kökler tarafından alınmasını zorlaştırabilir. Dengeli hazırlanmış, hızlı drene olan bir kaktüs toprağı özel katkıların ölçüsüz kullanımından daha güvenlidir. Yoğun torf içeren karışımlar uzun süre nemli kalabilir. Torf tamamen kuruduğunda suyu iten sıkı bir yapıya da dönüşebilir. Sulama suyunun toprağa işlemeden doğrudan saksı kenarlarından akması karışımın yapısının bozulduğunu gösterebilir. Böyle bir durumda yalnızca daha fazla su vermek yerine toprağın yenilenmesi gerekir.

Coryphantha jalpanensis sulamasında belirli bir haftalık program uygulanmamalıdır. Sulama zamanı, saksı içindeki karışımın kuruma hızına göre belirlenmelidir. Toprağın yalnızca görünen yüzeyi değil, orta ve alt katmanları da tamamen kurumuş olmalıdır. Saksının hafiflemesi ve drenaj deliğine yakın bölümün kuru olması sulama zamanının belirlenmesine yardımcı olabilir. Su verildiğinde karışımın tamamı ıslatılmalı ve fazla suyun drenaj deliklerinden çıkmasına izin verilmelidir. Saksı tabağında su bırakılmamalıdır. Az miktarda fakat sık aralıklarla sulama yapılması, köklerin yalnızca bir bölümünün su almasına ve bazı toprak katmanlarının sürekli nemli kalmasına neden olabilir. Tam kuruma sonrasında yapılan kapsamlı sulama daha dengeli bir kök ortamı oluşturur.

İlkbaharda sıcaklıkların yükselmesiyle bitkinin büyüme dönemi başlar. Bu süreçte toprak kış aylarına göre daha hızlı kuruyabilir. Yaz boyunca güneş süresi, hava sıcaklığı, saksı malzemesi ve hava hareketi sulama aralıklarını değiştirir. Bu nedenle sıcak havalarda dahi toprak kontrol edilmeden yeniden su verilmemelidir. Sonbaharda sıcaklıkların düşmeye başlamasıyla sulama azaltılır. Kışın serin ve aydınlık bir ortamda tutulan Coryphantha jalpanensis uzun süre kuru bırakılabilir. Düşük sıcaklıkta köklerin su kullanma hızı azalır. Toprağın bu dönemde ıslak kalması kök kaybı ve gövde tabanında yumuşama riskini artırır. Isıtılan bir odada kışlatılan bitkilerde ise gövde aşırı büzüşmedikçe sık sulama yapılmamalıdır.

Saksının altında yeterli büyüklükte drenaj delikleri bulunmalıdır. Coryphantha jalpanensis tabandan dallanabildiği için kap seçiminde yeni sürgünlere sınırlı bir gelişim alanı bırakılabilir. Buna rağmen kök kütlesinden çok daha geniş saksılar kullanılmamalıdır. Fazla toprak hacmi, özellikle kabın merkezinde nemin uzun süre korunmasına neden olur. Toprak saksılar gözenekli yüzeyleri sayesinde karışımın daha hızlı kurumasını sağlayabilir. Plastik kaplarda nem kaybı daha yavaş gerçekleşir. Her iki saksı türü de uygun toprak ve doğru sulama düzeniyle kullanılabilir. Önemli olan, kullanılan kabın karışımın kuruma süresi üzerindeki etkisinin dikkate alınmasıdır.

Saksı değişimi her yıl yapılmak zorunda değildir. Toprağın sıkışması, suyun yüzeyde kalması, köklerin kabı doldurması veya bitkinin tabandan oluşturduğu sürgünlerin saksı kenarına ulaşması değişim gerektirebilir. Bitki kuru topraktan çıkarılmalı ve lifli kök sistemi dikkatlice incelenmelidir. Zedelenmiş kökler varsa yeni karışıma alınan bitki hemen sulanmamalıdır. Birkaç günlük kuru bekleme süresi, hasarlı yüzeylerin kapanmasına yardımcı olur. Coryphantha jalpanensis kuru havaya uyumlu olmakla birlikte düzenli hava dolaşımından yararlanır. Kapalı ve havasız alanlarda toprağın kuruma süresi uzayabilir. Bitki doğrudan soğuk hava akımına maruz bırakılmadan havalandırılan bir konumda tutulmalıdır. Özellikle tabandan dallanmış örneklerin gövdeleri arasındaki dar alanlar zararlılar bakımından düzenli olarak incelenmelidir.

Gübreleme yalnızca büyüme döneminde ve düşük dozda yapılmalıdır. Sadece sukulentler için üretilmiş besin ve gübreler kullanılmalıdır. Azot oranı yüksek ürünler gövdenin hızlı fakat gevşek gelişmesine yol açabilir. Yavaş büyüyen Coryphantha jalpanensis için sık gübre uygulaması gerekli değildir. Besin kuru köklere doğrudan verilmemeli ve ürünün önerilen miktarı aşılmamalıdır. Coryphantha jalpanensis çiçekleri gövdelerin tepe bölümündeki olgun tüberküller arasından gelişir. Çiçekler yaklaşık gövde çapına yakın bir genişliğe ulaşabilir. Renkleri soluk sarı, krem-sarı veya hafif yeşile çalan sarı tonlarında olabilir. Dıştaki çiçek yapraklarında açık yeşil kenarlar görülebilir. İçteki taç yapraklar daha geniş, spatula biçimli ve açık sarı renktedir.

Çiçeklenme çoğunlukla ilkbahar ile yaz başlangıcı arasındaki dönemde gerçekleşir. Aynı gövdede uygun koşullar altında birden fazla tomurcuk oluşabilir. Bitkinin yeterli olgunluğa ulaşması, güçlü ışık alması, gelişim döneminde dengeli sulanması ve kışı daha kuru koşullarda geçirmesi çiçek oluşumunu destekler. Tomurcukların gelişmeye başlamasından sonra saksının ışığa bakan yönü sık sık değiştirilmemelidir. Çimlenme döneminde karışım hafif nemli tutulmalı ancak sürekli suya doygun bırakılmamalıdır. Genç fideler doğrudan sert güneşe çıkarılmamalı, ışık seviyesi geliştikçe kademeli biçimde artırılmalıdır. Tabandan sürgün oluşturan yaşlı bitkilerde yeterince gelişmiş ve kendi köklerini meydana getirmiş yavrular ayrılarak da çoğaltma yapılabilir.

Instagram'da Takip Et
@insukuland