
Coryphantha georgii
- Aile Ağacı
- Bilimsel İsmi
- Coryphantha georgii Boed.
- Diğer İsimleri
- Coryphantha villarensis
- Familya
- Cacteae
- Çiçek Renkleri
- Sarı
- Kökeni
- Meksika
- Karşılaşılabilirlik
- Nadir
Coryphantha georgii, Kuzeydoğu Meksika’nın kurak ve yarı kurak bölgelerinde gelişen küçük yapılı bir kaktüs türüdür. Cactaceae familyasının Coryphantha cinsine bağlıdır. Doğal yaşam alanlarında taşlı yamaçlarda, açık çalılıkların arasında ve suyun yüzeyde uzun süre kalmadığı zeminlerde yetişir. Bu koşullara uyum sağlamış kök ve gövde yapısı nedeniyle saksı bakımında sürekli nemden korunması gerekir. Coryphantha georgii bakımının temelini yüksek aydınlık, geçirgen toprak, uygun derinlikte saksı ve mevsime göre düzenlenen sulama oluşturur. Tür çoğunlukla tek gövdeli gelişir. Bununla birlikte olgunlaşan bazı örneklerde tabandan yeni başlar meydana gelebilir ve zamanla küçük gruplar oluşabilir. Gövde basık küresel, yuvarlak veya gelişim ilerledikçe hafifçe uzayan bir biçim gösterebilir. Boyutları birçok Coryphantha türüne göre sınırlıdır. Bu nedenle bitkinin gövdesinde görülen aşırı uzama normal büyümeden çok, çoğunlukla ışık yetersizliğiyle ilişkilidir.
Gövde yüzeyi parlak ya da hafif mat koyu yeşil tonlarında olabilir. Kaburgalar yerine birbirinden belirgin biçimde ayrılan iri tüberküller bulunur. Tüberküller konik, dolgun ve uç bölümüne doğru daralan yapıdadır. Coryphantha cinsinin karakteristik özelliği olan oluk, gelişimini tamamlayan tüberküllerin üst tarafında görülebilir. Tepe bölgesindeki genç dokular ve tüberkül koltukları beyazımsı yünle kaplanabilir. Bu yünlü yapı bitki yaşlandıkça alt bölümlerde azalır.
Coryphantha georgii gerçek ve kalıcı yapraklar geliştirmez. Kurak alan kaktüslerinde geniş yaprak yüzeyinin bulunmaması, terleme yoluyla gerçekleşen su kaybını sınırlandırır. Yaprakların üstlendiği fotosentez görevi, klorofil taşıyan yeşil gövde dokusu tarafından gerçekleştirilir. Gövde aynı zamanda yağış veya sulama sırasında alınan suyun depolandığı bölümdür. Bu nedenle bitkinin gelişimi incelenirken yaprak yerine gövde sertliği, tüberkül düzeni, renk ve yeni büyüme takip edilmelidir. Sağlıklı bir Coryphantha georgii gövdesi sıkı ve dengeli görünür. Dinlenme döneminde sınırlı miktarda büzüşme oluşması normal kabul edilebilir. Ancak gövdenin tabandan başlayarak yumuşaması, saydamlaşması veya koyu bir renk alması aşırı nemle ilişkili olabilir. Uzun süre susuz kalan bir bitkide ise tüberküller hacim kaybedebilir ve gövde yüzeyi daha kırışık görünebilir. Sulama kararı yalnızca gövde görünümüne göre verilmemeli, toprak içindeki nem de kontrol edilmelidir.
Dikenler, tüberküllerin ucundaki areollerden çıkar. Çevreye yıldız biçiminde yayılan radyal dikenler ince, sert ve iğne biçimindedir. Renkleri beyaz, grimsi beyaz veya soluk kahverengi olabilir. Diken uçlarında koyu kahverengi tonlar görülebilir. Genç bitkilerde diken sayısı ve merkez dikenlerin belirginliği yetişkin örneklere göre daha sınırlı olabilir.
Merkez dikenler radyal dikenlerden daha kalın ve uzundur. Gri, koyu kahverengi veya siyaha yaklaşan renklerde gelişebilir. Bazıları hafifçe aşağıya ya da gövdeye doğru kıvrılabilir. Yeni oluşan dikenler daha koyu ve canlı görünürken zaman içinde renkleri açılabilir. Işık düzeyi yeterli olduğunda dikenler daha güçlü, tüberküller ise birbirine daha yakın gelişir. Düşük ışıkta oluşan yeni bölümlerde dikenler incelebilir ve areoller arasındaki mesafe artabilir. Coryphantha georgii aydınlık ve güneş alan bir konumda yetiştirilmelidir. İç mekânda bakım yapılacaksa güneye, güneydoğuya veya güneybatıya bakan pencere önleri değerlendirilebilir. Bitkinin yalnızca aydınlık bir odada bulunması yeterli olmayabilir. Pencereden uzaklaştıkça bitkiye ulaşan ışık şiddeti önemli ölçüde azalır. Yetersiz ışık altında gövdenin tepe kısmı incelir, doğal yuvarlak form bozulur ve yeni dikenler zayıf kalır.
Doğrudan güneş miktarı birden artırılmamalıdır. Özellikle kış boyunca kapalı alanda veya gölgede kalmış bir Coryphantha georgii, önce sabah güneşine alıştırılmalıdır. Güneş altında geçirdiği süre birkaç hafta içinde kademeli olarak uzatılabilir. Ani geçişler gövde yüzeyinde soluk sarı, beyaz veya kahverengi yanık alanları meydana getirebilir. Güneşe alışmış bitkiler güçlü ışık altında daha doğal bir gövde ve diken yapısı oluşturur. Yaz aylarında hava sıcaklığı çok yükseldiğinde saksının aşırı ısınması önlenmelidir. Özellikle koyu renkli ve ince plastik kaplar doğrudan güneş altında kök bölgesinin sıcaklığını kısa sürede artırabilir. Böyle bir ortamda gövde güneşe dayanabilse bile kökler zarar görebilir. Aşırı sıcak bölgelerde öğle saatlerinde hafif koruma sağlanırken sabah ve öğleden sonraki ışığın devam etmesi uygundur.
Coryphantha georgii için kullanılacak toprak, suyu hızla süzen ve kuruduğunda sıkışmayan yapıda olmalıdır. Kaktüs ve sukulentler için üretilen karışımlar mineral maddelerle desteklenebilir. Pomza, lav kırığı, iri taneli kuvars kumu ve benzeri bileşenler toprağın hava kapasitesini artırır. İnce torf oranının yüksek olduğu karışımlar suyu uzun süre tuttuğu için özellikle serin dönemlerde risk oluşturur. Karışım sulama sonrasında çamurlaşmamalı ve yüzeyde su birikmemelidir. Suyun doğrudan saksının kenarlarından akıp toprağın merkezine ulaşmaması da uygun değildir. Bu durum, eski torfun tamamen kuruyarak suyu itmeye başladığını veya toprağın yapısının bozulduğunu gösterebilir. Böyle bir karışımda yalnızca sulama sıklığını değiştirmek yeterli olmaz; toprağın yenilenmesi gerekir.
Coryphantha georgii kazık kök geliştirebilir. Bu nedenle çok sığ kaplar yerine kökün aşağı yönde ilerlemesine izin veren, ölçülü derinliğe sahip saksılar tercih edilmelidir. Bununla birlikte saksının gereğinden geniş ve büyük olması doğru değildir. Fazla toprak hacmi, köklerin kullanamadığı bölgelerde nemin uzun süre kalmasına neden olabilir. Saksı hem kazık kökü sıkıştırmamalı hem de kök kütlesini aşırı ölçüde geçmemelidir. Kabın altında suyun serbestçe çıkabileceği drenaj delikleri bulunmalıdır. Toprak saksılar gözenekli yapıları sayesinde karışımın daha çabuk kurumasına katkıda bulunur. Plastik saksılarda ise nem kaybı daha yavaş gerçekleşebilir. Her iki saksı türü de kullanılabilir; ancak sulama sıklığı kabın kuruma üzerindeki etkisine göre belirlenmelidir.
Sulamada temel ölçüt, saksı içindeki karışımın tamamen kurumasıdır. Yalnızca toprağın üst yüzeyine bakmak yanıltıcı olabilir. Yüzey kuru görünürken kazık kökün çevresinde hâlâ nem bulunabilir. Saksının hafiflemesi, drenaj deliği çevresindeki toprağın kontrol edilmesi ve karışımın normal kuruma süresinin bilinmesi sulama zamanını belirlemeye yardımcı olur.
Toprak bütünüyle kuruduğunda yüzeysel biçimde su serpmek yerine karışım tamamen ıslanacak şekilde sulama yapılmalıdır. Fazla su drenaj deliklerinden çıktıktan sonra saksı tabağında bekletilmemelidir. Sürekli az miktarda su verilmesi, üst köklerin ıslanmasına rağmen derindeki kazık kökün yeterli su alamamasına neden olabilir. Aynı uygulama toprağın bazı kısımlarını devamlı nemli bırakarak düzensiz bir kök ortamı da oluşturabilir.
İlkbaharda sıcaklık yükselip yeni gelişim başladığında bitkinin su tüketimi artar. Yaz dönemindeki sulama aralıkları; saksı malzemesine, toprağın mineral oranına, hava hareketine ve sıcaklığa göre değişir. Sabit bir haftalık sulama programı uygulanmamalıdır. Sıcak hava, toprak tamamen kurumadan yeniden su verilmesi gerektiği anlamına gelmez.
Sonbaharda gece sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte sulama azaltılmalıdır. Kışın serin bir yerde dinlendirilen Coryphantha georgii büyük ölçüde kuru tutulabilir. Düşük sıcaklıkta ıslak kalan kazık kök, suyu yeterince kullanamaz ve zarar görebilir. Isıtılan iç mekânda kışlatılan bitkilere ise gövdede ileri düzeyde su kaybı görülmediği sürece sık sulama yapılmamalıdır. Kış boyunca sıcak ve düşük ışıklı ortamda verilen fazla su, zayıf ve biçimsiz büyümeyi teşvik edebilir.
Coryphantha georgii kuru havaya uyumlu olsa da düzenli hava hareketinden yararlanır. Kapalı ve havasız ortamlarda toprak daha geç kurur. Özellikle sulama sonrasında bitkinin bulunduğu alanın havalanması önemlidir. Buna karşılık doğrudan soğuk hava akımı altında bırakılmamalıdır. Don oluşabilecek dönemlerde saksıdaki bitkiler korunaklı, aydınlık ve kuru bir yere alınmalıdır.
Gübreleme yalnızca büyüme döneminde ve düşük dozda yapılmalıdır. Sadece sukulentler için üretilmiş besin ve gübreler kullanılmalıdır. Azot oranı yüksek ürünler gövdenin hızlı fakat gevşek gelişmesine yol açabilir. Yavaş büyüyen bu türde yoğun gübre kullanımı doğal gelişim hızını sağlıklı biçimde artırmaz. Besin uygulaması tamamen kuru toprağa yapılmamalı ve önerilen yoğunluk aşılmamalıdır.
Coryphantha georgii çiçekleri gövdenin üst bölümündeki olgun tüberküllerin çevresinden çıkar. Çiçek rengi krem-sarı, soluk sarı veya beyaza yakın tonlarda olabilir. Bazı çiçeklerin boğaz kısmında açık yeşil bir renklenme görülebilir. Taç yapraklar uzun, dar ve çok sıralıdır. Çiçek bütünüyle açıldığında küçük gövdenin tepesinde belirgin bir genişliğe ulaşabilir. Çiçeklenme için bitkinin yeterli olgunluğa ulaşması gerekir. Uzun süre güçlü ışık altında yetiştirilen, gelişim döneminde kontrollü sulanan ve kışı serin-kuru koşullarda geçiren örneklerde tomurcuk oluşma olasılığı yükselir. Yetersiz ışık, sürekli nemli toprak ve dinlenme döneminin oluşmaması çiçeklenmeyi geciktirebilir. Tomurcuklar belirdikten sonra saksının ışığa dönük yönü sık sık değiştirilmemelidir.
Tozlanma gerçekleştiğinde gövde üzerinde yeşil meyveler gelişebilir. Meyvelerin olgunlaşmasıyla elde edilen tohumlar çoğaltmada kullanılabilir. Coryphantha georgii çoğunlukla tohumla üretilir. Tohum ekiminde ince taneli, temiz ve hava geçirgenliği yüksek bir karışım kullanılmalıdır. Çimlenme süresince ortam hafif nemli tutulmalı, ancak suya doygun bırakılmamalıdır.









