Cleistocactus morawetzianus

Cleistocactus morawetzianus

Aile Ağacı
Bilimsel İsmi
Cleistocactus morawetzianus Backeb.
Familya
Trichocereeae
Çiçek Renkleri
Beyaz
Kökeni
Peru
Karşılaşılabilirlik
Nadir
Hakkında

Cleistocactus morawetzianus, Cactaceae familyasına bağlı, dik uzayan ve zamanla yoğun biçimde dallanabilen sütun gövdeli bir kaktüs türüdür. Doğal olarak Peru’nun dağlık kesimlerinde, yüksek rakımlı vadilerde ve yağış suyunun hızla uzaklaştığı kayalık arazilerde yetişir. Bulunduğu bölgelerde gündüz ile gece sıcaklıkları arasında belirgin farklılıklar görülebilir. Bu çevresel koşullara uyum sağlayan tür, güçlü ışık altında sıkı gövdeler geliştirirken kök çevresinde uzun süre kalan neme karşı hassasiyet gösterir. Cleistocactus morawetzianus genç dönemde tek veya birkaç gövdeyle gelişmeye başlayabilir. Olgunlaştıkça tabandan ve mevcut gövdelerin farklı noktalarından yeni dallar oluşturarak çalı benzeri bir yapı kazanır. Uygun koşullarda gövdeler yaklaşık 2 metreye kadar uzayabilir. Saksıda yetiştirilen bitkiler ise kök alanı, ışık miktarı ve bakım düzenine bağlı olarak daha sınırlı boyutlarda kalabilir.

Gövdeler ince, dik ve silindirik yapıdadır. Çapları çoğunlukla birkaç santimetreyle sınırlı kalmasına rağmen uzun sürgünler oluşturabilir. Gövde rengi gri-yeşil, mat yeşil veya açık maviye çalan yeşil tonlarında görülebilir. Yüzey boyunca uzanan kaburgalar, bitkinin dikey görünümünü belirginleştirir. Genellikle 12–16 arasında değişen kaburgalar bulunur. Bu kaburgalar bütünüyle düz değildir; bazı örneklerde enine oluklar nedeniyle hafif parçalı bir görünüm oluşabilir. Cleistocactus morawetzianus yaprak özellikleri bakımından klasik yapraklı bitkilerden farklıdır. Türün geniş, yassı ve kalıcı yaprakları bulunmaz. Kurak koşullarda su kaybını azaltmak amacıyla yaprak işlevlerinin önemli bölümü gövde tarafından üstlenilmiştir. Fotosentez, klorofil içeren yeşil gövde yüzeyinde gerçekleşir. Etli iç dokular ise yağış veya sulama sırasında alınan suyu depolar.

Bitkinin sağlık durumu değerlendirilirken yaprak yerine gövde sertliği, renk, yeni sürgünlerin kalınlığı ve diken gelişimi takip edilmelidir. Sağlıklı bir gövde diri, düzgün ve kendi ağırlığını taşıyabilecek yapıdadır. Yetersiz ışıkta meydana gelen yeni gelişim normalden ince, soluk ve zayıf olabilir. Gövde tabanındaki belirgin yumuşama veya koyulaşma ise çoğunlukla kök çevresinde uzun süre kalan nemle ilişkilidir. Kaburgalar üzerindeki areoller belirli aralıklarla sıralanır. Dikenler bu areollerden çıkar ve gövde boyunca düzenli bir örtü meydana getirir. Yeni dikenler çoğunlukla altın sarısı, bal rengi veya sarımsı kahverengi tonlarında gelişir. Yaşlandıkça griye dönebilir ve uç kısımlarında daha koyu renkler görülebilir. Renk değişimi, eski dikenlerde doğal bir süreçtir.

Cleistocactus morawetzianus yüksek aydınlık altında yetiştirilmelidir. İç mekânda bakılacaksa gün boyunca doğrudan güneş veya çok güçlü doğal ışık alan bir pencere önü seçilmelidir. Pencereden uzak bir konum, oda aydınlık görünse bile sütun gövdeli kaktüslerin ışık ihtiyacını karşılamayabilir. Işık eksikliği gövdenin incelmesine, yana eğilmesine ve doğal diken düzeninin bozulmasına neden olur. Uzun süre gölgede kalan bir bitki doğrudan sert güneşe çıkarılmamalıdır. Önce sabah saatlerindeki daha düşük yoğunluklu güneşe alınmalı, doğrudan ışıkta geçirdiği süre aşamalı olarak artırılmalıdır. Ani ışık değişimleri gövde üzerinde sarı, beyaz veya açık kahverengi yanık alanları oluşturabilir. Güneşe alışmış Cleistocactus morawetzianus örnekleri açık havada uzun süreli ışığı değerlendirebilir.

Gövdelerin tek yöne eğilmesini önlemek amacıyla saksı belirli aralıklarla çevrilebilir. Ancak yeni tomurcukların geliştiği dönemde bitkinin ışığa bakan yönü sık değiştirilmemelidir. Uzun gövdeler zamanla ağırlık nedeniyle yana yatabilir. Bu durum ışık eksikliğinden kaynaklanan yumuşak gelişimle karıştırılmamalıdır. Sağlıklı fakat uzamış gövdeler gerektiğinde devrilmeyi önleyecek bir destekle sabitlenebilir. Cleistocactus morawetzianus doğal olarak yüksek rakımlı bölgelerde yetiştiği için serin gecelere uyum gösterebilir. Bununla birlikte saksıdaki kök sistemi, doğal ortamda toprağa yerleşmiş bitkilere göre sıcaklık değişimlerinden daha hızlı etkilenir. Bitki özellikle toprağı nemliyken dona maruz bırakılmamalıdır. Kış döneminde aydınlık, serin ve yağıştan korunan bir yer tercih edilmelidir.

Toprak karışımı kök çevresine hava ulaştırmalı ve sulama suyunu kısa sürede saksı dışına aktarabilmelidir. Kaktüs ve sukulentler için hazırlanan topraklar, pomza, lav kırığı, iri taneli kum veya benzeri mineral malzemelerle desteklenebilir. Karışım sulandığında ağırlaşarak çamurlaşmamalı, kuruduğunda ise kökleri sıkıştıran sert bir tabakaya dönüşmemelidir. Yoğun torf içeren karışımlar Cleistocactus morawetzianus için uygun değildir. Torf, serin havalarda suyu uzun süre tutabilir. Tamamen kuruduğunda ise suyu emmek yerine saksının kenarlarına yönlendirebilir. Sulama suyunun toprağa işlemeden doğrudan alt deliklerden çıkması, karışımın sıkıştığını veya suyu itmeye başladığını gösterebilir. Böyle bir durumda yalnızca sulama miktarını artırmak yerine toprak yenilenmelidir.

Cleistocactus morawetzianus sulamasında sabit bir takvim kullanılmamalıdır. Sulama zamanı toprağın kuruma durumuna göre belirlenir. Saksının görünen yüzeyi kuru olsa bile orta ve alt katmanlarda nem bulunabilir. Bitki, karışım bütün derinliğiyle kuruduktan sonra sulanmalıdır. Saksının hafiflemesi ve drenaj deliği çevresindeki toprağın kuru olması doğru zamanın belirlenmesine yardımcı olur. Su verildiğinde toprak bütünüyle ıslatılmalıdır. Fazla suyun saksı altındaki deliklerden serbestçe çıkmasına izin verilmeli ve tabakta su bırakılmamalıdır. Sık aralıklarla yalnızca küçük miktarlarda su vermek, köklerin bir bölümünü kuru bırakırken bazı noktalarda devamlı nem oluşmasına neden olabilir. Tam kuruma sonrasında yapılan kapsamlı sulama, köklerin daha dengeli biçimde su almasını sağlar.

İlkbaharda yeni sürgünlerin oluşmaya başlamasıyla su tüketimi artar. Yaz aylarında sıcaklık, güneş süresi, hava hareketi ve kullanılan saksının malzemesi kuruma hızını etkiler. Toprak hızlı kurusa bile her sulamadan önce nem kontrol edilmelidir. Özellikle sıcak ve havasız ortamlarda bitkinin gövdesi su kaybederken toprağın iç kısmı hâlâ ıslak olabilir. Sonbaharda sıcaklıkların düşmesiyle birlikte sulamalar seyreltilmelidir. Serin koşullarda kışlatılan Cleistocactus morawetzianus uzun süre kuru tutulabilir. Köklerin düşük sıcaklıkta su kullanma hızı azalır. Bu dönemde nemli kalan karışım, kök dokularının zayıflamasına ve gövde tabanında bozulmaya yol açabilir. Bitki sıcak bir iç mekânda kışlatılıyorsa gövdelerin ileri düzeyde büzüşmesini önleyecek kadar sınırlı su verilebilir. Ancak sıcaklık yüksek, ışık düşük ve toprak nemliyse ince gövdeli, dayanıksız sürgünler gelişebilir. Bu nedenle kışın büyümeyi teşvik etmek yerine bitkiye serin, aydınlık ve kuruya yakın bir dinlenme dönemi sağlanmalıdır.

Saksının altında drenaj delikleri bulunmalıdır. Bitki uzun gövdeler oluşturduğu için kabın dengeli olması önemlidir. Hafif ve dar saksılar gelişmiş bitkilerde devrilme riski yaratabilir. Buna karşılık kök hacminden çok daha büyük kapların kullanılması da doğru değildir. Kullanılmayan fazla toprak, özellikle saksının merkezinde uzun süre nem tutabilir.

Toprak saksılar gözenekli yapıları nedeniyle karışımın daha hızlı kurumasına katkıda bulunur. Plastik saksılar nemi daha uzun süre koruyabilir. Her iki malzeme de kullanılabilir; ancak sulama aralıkları saksının kuruma üzerindeki etkisine göre ayarlanmalıdır. Uzun ve dallanmış örneklerde ağır tabanlı kaplar, bitkinin dengesini korumaya yardımcı olur. Gübreleme yalnızca büyüme döneminde ve düşük dozda yapılmalıdır. Sadece sukulentler için üretilmiş besin ve gübreler kullanılmalıdır. Azot oranı yüksek ürünler gövdelerin hızlı fakat ince gelişmesine neden olabilir. Bu durum uzun sürgünlerin kendi ağırlığını taşımasını zorlaştırır. Besin uygulaması tamamen kuru köklere yapılmamalı ve önerilen yoğunluk aşılmamalıdır.

Cleistocactus morawetzianus çiçekleri, birçok küresel kaktüsten farklı olarak geniş biçimde açılmaz. Çiçekler ince, boru şeklinde ve büyük ölçüde kapalı kalan bir yapı gösterir. Genellikle gövdelerin yan bölümlerindeki areollerden çıkar. Dik başlayan tomurcuklar geliştikçe düz kalabilir veya hafifçe kıvrılarak aşağı yönlenebilir. Çiçek rengi beyaz, açık yeşilimsi beyaz ya da hafif pembemsi tonlarda olabilir. Dar çiçek tüpünün ucundaki çiçek yaprakları sınırlı ölçüde dışa açılır. Dişicik borunun dışına belirgin biçimde uzayabilir. Çiçekler yaklaşık 5 santimetre uzunluğa ulaşabilir. Çok gövdeli ve olgun bitkilerde uygun koşullar sağlandığında farklı gövdeler üzerinde birden fazla tomurcuk gelişebilir. Gövde çeliğiyle çoğaltma yapılacaksa sağlıklı ve olgun bir sürgünden uygun uzunlukta parça alınmalıdır. Kesik yüzey doğrudan toprağa yerleştirilmemeli, kuru ve havalanan bir yerde kapanana kadar bekletilmelidir. Yüzey kuruduktan sonra çelik mineral oranı yüksek, kuruya yakın bir karışıma dikilebilir. Kök oluşmadan önce sık sulama yapılması kesik bölümün zarar görmesine neden olabilir.

Instagram'da Takip Et
@insukuland